?> eft arşivleri - Sayfa 3 / 7 - Tepeleme
Mar 152013
 
455 views

korkularınızı tepeleyin

Büyük olasılıkla, sizin de kurtulmak istediğiniz korkularınız vardır.  Eğer yoksa, şanslı azınlıktansınız ve bu yazıyı okumaya ihtiyacınız yok demektir. Varsa, korkularınızı Tepeleyin!

Demek ki siz de genel çoğunluğa dahilsiniz. O halde bu yazıyı sonuna kadar okuyun ve yaşam kalitenizi yükseltmenin en pratik yollarından birini öğrenin: EFT – Tepeleme.

EFT – Tepeleme, korku ve fobilerle başa çıkmada giderek daha fazla kabul gören bir araçtır. EFT, sizin de yaşam kalitenizi arttırmanıza, sizi rahatsız eden korkulardan onlarla yüzleşerek kurtulmanıza yardımcı olabilir.

Günümüzde en çok rastlanan fobi ve korkulardan bazıları şunlar:

  • Açık yer ve kalabalıktan korkma (Agorafobi)
  • Asansöre binmekten korkma
  • Başarmaktan korkma
  • Başarısızlıktan korkma (Kakorafiyafobi)
  • Böcek korkusu (Entomofobi)
  • Cinsellikten korkma (Erotofobi)
  • Dişçi korkusu (Dentofobi)
  • Hastalık korkusu (Patofobi)
  • Hastane korkusu (Nozokomefobi)
  • İğne korkusu (Belonefobi)
  • Kapalı yerde kalma korkusu (Klostrofobi)
  • Karanlıktan korkma (Akluofobi)
  • Kedi korkusu (Ailurofobi)
  • Kitap korkusu (Bibliofobi)
  • Korkmaktan korkma (Fobofobi)
  • Köpek korkusu (Kinofobi)
  • Örümceklerden korkma (Araknofobi)
  • Reddedilme korkusu
  • Sınav korkusu (testofobi)
  • Toplum önünde konuşma korkusu
  • Trafiğe çıkma korkusu
  • Uçma korkusu (Aviofobi)
  • Yabancılardan korkma (Ksenofobi)
  • Yalnızlık korkusu (Manofobi)
  • Yılan korkusu (Ofidiyofobi)
  • Yükseklik korkusu (Akrofobi)

Bu listeye yüzlerce yeni satır eklemek mümkün.

Ama, şimdi DURUN! Yukarıdaki listeyi biraz daha dikkatle inceleyin. Acaba sizde de bu korkulardan var mı? Ya da listeye eklemek istediğiniz başka korkular?

Örneğin beş-on kişilik bir grubun önünde konuşmanız gerektiğinde eliniz-ayağınız birbirine dolaşıyor mu?

Sınava girdiğinizde çok iyi bildiğiniz şeyler bir anda aklınızdan uçup gidiyor mu?

Asansöre veya uçağa binmekte zorlanıyor musunuz?

Pek çok yöntem denediniz ama başarılı bir sonuç elde edemediniz mi?

Bunların hepsine EFT sayesinde çözüm bulmanız mümkün. Çünkü yaklaşık 15 yıllık EFT tarihi boyunca binlerce, onbinlerce insan korkularıyla yüzleşip normal yaşantılarına döndüler.

EFT, PTSD (Post Traumatic Stress Disorder – Travma Sonrası Stres Bozukluğu) gibi ağır vakalarda bile umulmadık başarılar sağlamıştır. Bu nedenle, korkularla başa çıkmada çok daha hızlı ve etkin sonuçlar alınmaktadır.

Korkularınızdan korkmayın! Onlarla yüzleşin! Onlarla barışın!

EFT korkularınızdan arınmada size yardımcı olacaktır. Korkunuzun nedeni bilinçli zihninizin erişemediği kadar derinlerdeyse bile, Bilinçaltı Sorgulama onu yüzeye taşıyacaktır.

Yeter ki siz, korkularınızla yüzleşmeye hazır olun!

Bizi arayın: 0216 450 5784 – 0533 339 0959 – 0533 472 7723

Ahmet Aksoy

Mar 152013
 
400 views

Kişisel Gelişim ve Bilimsel Gerçeklik Kişisel Gelişim konusunu, bir çok kişinin bir tür “zırvalar silsilesi” olarak gördüğünü düşünüyorum. Açıkçası, üç-beş yıl öncesine kadar ben de benzer şekilde düşünüyordum.

Ancak, 1990′lardan bu yana bilimsel bilgilerimizde pek çok depremler yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz.

Örneğin insan beyni ile ilgili temel bilgilerimizden pek çoğu değişti. Bunları sıradan bir vatandaşın gözlemleri olarak yazıyorum. Bize öğrettiklerine göre, ya da daha doğrusu benim aklımda kalanlara göre, insan beynindeki hücreler çocukluk yıllarında tamamlanan çoğalma aşamasından sonra, sadece azalmaya mahkumdu. Ayrıca beynimizdeki bölgelerin yerleşimine bağlı olarak herhangi bir nedenle yitirilen hücreler nedeniyle ilgili fonksiyonlar da zarar görür ve bunu onarmak mümkün olmazdı.

Oysa şimdi “neuro-plasticity” kavramının pek çok örnekle desteklenen işlevlerine baktığımızda; beyin hücrelerinin sürekli yenilendiğini, işlev değiştirdiğini, gerektiğinde başka fonksiyonları üstlenmek üzere başkalaşım geçirebildiğini gösteriyor.

Genetik bilgilerimiz de benzer durumda değil mi? Nöroplastisite kavramının beyin hücrelerimize tanıdığı esneklik, epigenetik kavramlarıyla tüm genetik sisteme de taşınmış durumda. İki artı ikinin kaç edeceği artık sadece genetik kodlarla değil, çevresel koşullar da dikkate alarak belirleniyor.

Benzer değişiklikler bilimin başka alanlarında da yaşanmıyor mu?

İşte bütün bunlar, bilimsel katılığın, yerini daha toleranslı bir bakış açısına terketmesi gerektiğini gösteriyor. Bu esneklik bilimsel doğrulardan vazgeçerek, onlardan ödün vererek değil; bakış ve değerlendirme perspektifimizi biraz daha genişleterek, esneterek yapılmalıdır.

Henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış olguları reddetmek yerine, onları bu genişletilmiş perspektife göre değerlendirmek çok daha sağlıklı olmaz mı?

Örneğin eski Çin uygulamaları olan akupunktur veya akupressure sistemleri, insan vücudunda enerji meridyenleri bulunduğunu varsayar.  Ama, bu meridyenlerin varlığı bu güne kadar bilimsel olarak kanıtlanabilmiş değil. Yaygın bilimsel görüş, kanıtlanamayan önerilerin reddedilmesiyle sonuçlanıyor.  Bilimsel olarak kanıtlanamıyorsa reddedelim!

O zaman akla şu soru geliyor: Newton’dan önce yerçekimi yok muydu? Çekim yasalarının işlevini gösterebilmesi için onların yasalaştırılması şart mıdır?

1960′lı yıllarda Kuzey koreli bir profesör olan Kim Bong Han tarafından keşfedilen ve kendi adıyla “bonghan channels, bonghan ducts” olarak anılmakta olan bazı organların enerji meridyenlerinin yer aldığı düşünülen bölgelerde yoğunlaştığı ve akupunktur noktaları üzerinden dış dünyayla alışverişte bulunduğu söyleniyor. Hatta bu organların oluşturduğu ağın kan ve lenf dolaşımı gibi üçüncü bir dolaşım sistemi olabileceği belirtiliyor.

Bu bilgiler, benim uzmanlık alanımın dışında olduğu için net ve kesin bir değerlendirmede bulunmam mümkün değil. Fakat ben şunu yapmanın daha gerçekçi olacağını düşünüyorum: Bilimsel bir açıklaması yapılamasa da benzer koşullarda tekrarlandığında benzer sonuçlar veren uygulamalar gerçeği yansıtır. Burada önemli olan girdilerle çıktıların uyumudur.

Örneğin EFT (Emotional Freedom Techniques) sistemi, bazı akupunktur noktalarına parmak uçlarıyla vurarak uygulanıyor. Ben bu yöntemi kendi üzerimde yüzlerce kez uyguladım ve beklediğim sonuçları aldım. Aynı yöntemi başkalarına da uyguladım ve yine beklenen sonuçlara eriştim. Bu durumda, insan vücudunda enerji meridyenlerinin bulununup bulunmadığı, ya da Bonghan korpüsküllerinin uyarılmasının bilinmeyen bir dolaşım sistemini harekete geçirip geçirmediği beni çok fazla ilgilendirmiyor. Sadece, yaptığım uygulamanın sonucunda beklediğim sonuçları alıp almadığım önemli.

Bırakılan taşın yere düşmesi gibi, parmak uçlarıyla insan vücudundaki bazı noktalara yapılan vuruşlar fiziksel, zihinsel veya duygusal bazı sorunların üzerimizdeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırabiliyorsa ve bundan insanlar yararlanabiliyorsa, yapılan iş doğrudur. Zamanı geldiğinde, birileri de bunun bilimsel nedenlerini araştırır, bulur.

Yapılan istatistikler, EFT ile elde edilen olumlu sonuçların %85-%97 arasında olduğunu gösteriyor. EFT’nin sadece placebo etkisi yaratıyor olabileceği savı da bu nedenle gerçekçi değil. Çünkü placebo etkisinin maksimum olumlu değeri ancak %60′lar düzeyine erişebiliyor.

Kişisel Gelişim konusuna “Dene ve Gör” yöntemiyle bakıyorum.

Önce Hızlı Okuma ile başladım. Sonuçlarını aldım. Üstelik bir yan etki(!) olarak yakın gözlüklerimden de kurtuldum.

Şimdiyse EFT (biz buna Tepeleme diyoruz) ile uğraşıyorum ve bu yöntemi herkesin öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ve benzeri konulardaki araştırmalarımı ve denemelerimi sürdürüyor ve önümdeki yolun beni nereye taşıyacağını heyecanlı bir merakla bekliyorum.

Ahmet Aksoy

Mar 082013
 
436 views

zenginlik

Zengin Olmak İster misiniz?

Zenginlikle İlgili İnançlar Anketi

Aşağıdaki açıklamaları okuyun ve yanıtlayın. Daha rahat edecekseniz, sayfanın alt tarafındaki Yazdır seçeneğini kullanabilirsiniz. (Sadece ilk 2 sayfayı bastırmanız yeterlidir.)
Tamamen katıldıklarınıza 2 puan, kısmen katıldıklarınıza 1 puan, hiç katılmadıklarınıza ise 0 (sıfır) puan verin. Yanıtlarken uzun uzun düşünmeyin. Hızlı bir şekilde ve mümkünse ilk aklınıza gelen seçeneği işaretleyin. Bu bir mantık bulmacası değildir. Sadece sezgilerinize kulak verin.

01- (   ) Çok para kazanmak için insanları sömürmek lazım.
02- (   ) Daha fazla kazanabilmek için çok daha fazla çalışmak zorundayım.
03- (   ) Zenginlik insana mutsuzluk getirir.
04- (   ) Para kazanabilmek için önce büyük bir sermaye olması lazım.
05- (   ) Ben para kazanmakta becerikli değilim.
06- (   ) Benim anne veya babamdan daha fazla kazanmam mümkün değil.
07- (   ) Sadece hayalperestler zengin olacaklarını düşünür. Oysa ben gerçekçiyim.
08- (   ) Ne kadar fazla paraya sahip olursam, o kadar fazla sorunum olur.
09- (   ) Ben başarılı olursam arkadaşlarım beni kıskanır ve benden uzaklaşır.
10- (   ) Çok fazla yükselirsem, o kadar kötü düşerim.
11- (   ) Zengin olmadığım için kendimi daha güvende hissediyorum.
12- (   ) Fakir insanların, namusuyla çalışarak zenginleşmesi mümkün değildir.
13- (   ) Ben başarısız biriyim.
14- (   ) Paran çoksa, o para seni de yönetmeye başlar.
15- (   ) Bu devirde bir dayın olmadan başarılı olamazsın.
16- (   ) Gelecek bana hiç te güzel şeyler vaat etmiyor.
17- (   ) Fazla para insanı baştan çıkarır.
18- (   ) Hayal kırıklığı yaşamamak için beklentilerimi küçük tutmalıyım.
19- (   ) Zengin insanlar açgözlü ve acımasız olur.
20- (   ) Bana kimse yüksek ücret ödemez.

Şimdi verdiğiniz puanları toplayın:

1- Toplam puanınız 10’dan azsa zenginlikle ilgili kısıtlayıcı inançlar konusunda şanslısınız demektir.
2- Toplam puanınız 10 ile 20 arasındaysa durumunuz çok vahim olmasa da, bu konuda önlem almanızda yarar var diyebiliriz.
3- Toplam puanınız 20 ve üzerindeyse acil yardım almanız gerekir. Sahip olduğunuz kısıtlayıcı inançlar, yaşamınız üzerinde ağır bir baskı oluşturuyor ve sağlıklı kararlar verebilmenizi engelliyor. Mutlaka bir İçsel Temizlik çalışması yapmalı veya yaptırmalısınız.

Zenginlikle ilgili duygular ve sezgisel değerlendirmeler genellikle çocukluk dönemlerinde şekillenen karmaşık mekanizmalardır. Pek çok insanın bilinçaltında zenginliğin refah değil, bela getirdiği düşüncesi yatar. Bu insanlar, bu nedenle, kendilerini korumak içgüdüsüyle farkında bile olmadan kendi çabalarını sabote ederler. Çok çalıştığı halde bir türlü karşılığını alamayan insanların yaşadığı bu ikilem, aslında, kısıtlayıcı inançlarının eseridir.

Önümüzdeki günlerde bu konuya ilişkin arınma, temporal tepeleme, alfatrans gibi yöntemleri irdeleyen yeni yazılar yayınlayacağız.

Eğer anketten yüksek puan aldıysanız, mutlaka bizi izleyin!

Gamet Gelişim

 

Şub 132013
 
396 views

korku

Hepimizin korkuları vardır. Bu doğal. Çünkü korkunun özünde, kendimizi koruma içgüdüsü yatar.

Diyelim ki ev kadınısınız. Yükseklikten hiç korkmuyorsunuz ve bir binanın 5. katında oturuyorsunuz. Bu durumda, evinizin pencerelerini silmek istediğinizde, pervasızca pencerenin dışına çıkar, hiç bir önlem almaya gerek duymadan pencerenizi silersiniz. Bu davranışınız, gereksiz yere risk almaktır. Korku eksikliği, gereksiz risk almaya davetiye çıkarır.

Korkuların çoğunu öğreniriz. Bazılarını yaşayarak, bazılarını da aldığımız eğitimle.
Elimizi yanan ateşe sokmamayı, yüksek yerden atlamamayı, tehlikeli aletlerle oynamamayı öğreniriz. Bu sayede edindiğimiz korkular, yaşamımızın daha güvenli ve daha konforlu geçmesini sağlar.

Bu tür korkular, güvenlik sınırlarımızı belirler. Her birinin çok net mantıksal açıklamaları vardır.

Ancak, bize öğretilmemiş ya da doğuştan var olmayan abartılı korkularımız da olabilir.

Örneğin yüksekten korkuyoruzdur. Ama o kadar korkuyoruzdur ki, içerideyken, bir kaç katlı bir binanın penceresine bile yaklaşamıyoruzdur. Asansöre, teleferiğe, uçağa binemiyoruzdur.

Kediden, köpekten, fareden, böcekten korkuyoruzdur. Ama öylesine korkuyoruzdur ki, bunların yakın çevremizde olabileceği düşüncesi bile bizi kontrolden çıkarıyordur.
Olasılıklar çok…

Bu tür korkuları da öğreniriz. Özellikle çocukluk dönemlerinde yaşadığımız bazı olaylar nedeniyle. Olayları ve korkumuzun nedenlerini bilmeyiz. Bildiğimiz tek şey, korkunun kendisidir. Mantıkla bağdaşmaz. Ama, elimizden de bir şey gelmez…

Bu korkuların başlangıcı bizim dışımızdaki nedenlere bağlı olabilir. Ancak onları biz kendimiz büyütür, geliştiririz. Çünkü bir korkunun dikte ettiği davranışı kayıtsız-şartsız yerine getirmemiz, o korkumuzun daha da büyümesine yol açar.

Diyelim ki kapalı yerlerden korkuyoruz. Bu nedenle asansöre binmezsek, küçük odalarda bulunmaktan kaçınırsak; her seferinde korkumuzu biraz daha palazlandırmış oluruz. Çünkü bu korkunun yönlendiricisi bilinçaltımızdır. Ve bilinçaltımız, bu korkuyu, aslında, bizi korumak için kullanmaktadır. Biz de bilinçli olarak bu davranışı destekleyen kısıtlamaları desteklediğimizde, bilinçaltımızın yönlendirmesini onaylıyoruz demektir. İşte bu destek, korkumuzu daha katı, daha güçlü bir hale sokar.

Peki çözümü yok mu?

Elbette var!.. Üstelik, korkuların çoğu hiç te karmaşık olmayan, çok basit nedenlere dayanır. Bu nedenle, çözümlenmeleri de pek çok başka sorunla kıyaslandığında, daha kolaydır.

Korkularımızla başa çıkmak istiyorsak, ilk olarak, onlarla yüzleşmemiz gerekiyor. Korkmuyormuş gibi rol yapıp kaçmak, çözüme götürmez, sorunu büyütür.

Önce, sorunun kaynağını keşfetmek lazım. Bunu tek başınıza yapmanız pek mümkün değildir. Mutlaka, profesyonel yardım almalısınız.

Bu konuda biz, öncelikle, danışanlarımızın yaşam öykülerini dinler ve onlara çapraz sorular yöneltiriz. Ayrıca, Bilinçaltı Sorgulama yöntemini kullanarak doğrudan bilinçaltının yanıtlarına ulaşırız. Böylece, sorunun kökenine inmek kolaylaşır. Nedeni bulduğumuzda, hem mantıksal, hem de duygusal çözümlemelerle korkunun aşırılığını ortadan kaldırırız. EFT, telkin, hafif trans, NLP gibi araçlarla sonuca gideriz.

EFT – Tepeleme, korkularla başa çıkmada özellikle çok etkin bir yöntemdir. Savaş, tecavüz, deprem, yangın gibi nedenlerle oluşan ağır PTSD vakalarında bile başarıyla uygulanabilmektedir.

Eğer yaşamınızı kısıtlayan, kalitesini düşüren korkularınız varsa, onların daha fazla büyümesine izin vermeyin. Korkularınızdan korkmayın. Onlarla yüzleşin.

Özgürce yaşamanın tadını çıkarın!

Ahmet Aksoy

Oca 162013
 
380 views

2013 yılı Tepeleme Atölyelerimizden ilkini dün akşam gerçekleştirdik.

Dar bir grup çalışması oldu. Aslında programımızda sadece 2 saatlik bir çalışma vardı. Ama hızımızı alamayıp Perşembe gününün programını da aynı atölyeye  dahil ettik. Temel uygulama konumuz Hipoglisemi oldu.

Bu çalışmaları her hafta tekrarlayacağız. Çünkü, EFT- Tepeleme sisteminin mümkün olduğu kadar yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Toplumumuzda, bu konudaki farkındalık düzeyi ne yazık ki oldukça düşük bir seviyede. Ama bu durum, bizim şevkimizi kırmıyor. Eğer EFT-Tepeleme sistemini siz de öğrenmek ve uygulamak istiyorsanız; ya da bu çalışmalardan yararlanacağını düşündüğünüz tanıdıklarınız varsa lütfen bizi arayın.

Bundan sonraki çalışmalarımız da Salı+Perşembe günleri, saat 19.00-21.00 saatleri arasında yapılacak. Ancak, grup talepleri olursa, başka gün ve saatler için de özel atölyeler düzenleyebiliriz.

EFT-Tepeleme Atölyesi: 
Toplam Atölye süresi: 4 saat
Salı günleri: 19.00-21.00 (2 saat)
Perşembe günleri: 19.00-21.00 (2 saat)
İçerik: İlk 1 saatlik çalışma teorik ve tarihsel bilgilendirmeye ayrılacak, diğer 3 saatte ise uygulama çalışmalarına ağırlık verilecektir.
Danışmanlar: Ahmet Aksoy, Nilüfer Aksoy
(EFT-Tepeleme kitabımız katılımcılarımıza hediye edilecektir.)

Yeni Yıl promosyonu nedeniyle sadece yarısını (300TL yerine sadece 150TL) ödeyin!
Atölyeler en fazla 6 kişilik gruplar halinde yapılacaktır.
Yerinizi hemen ayırtın!
Telefonlar: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Adres: Gamet Gelişim Akademisi: Rasim Paşa Mah Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Apt Giriş kat – Kadıköy – İstanbul (Deniz Otelin arka sokağı)
Ayrıntılı bilgi: http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/eft-tepeleme-atolye-programi/

 

Ara 262012
 
1.058 views

Aşk Acısı ile Nasıl Başa Çıkılır?

ayrilik

Yaşamayan bilmez!
Aşk, insanın aklını başından alır.
Aşk acısı ise, hem insanın aklını başından alır, hem de elini kolunu bağlayıp, çaresiz bırakır.

Öncelikle şu kavram karışıklığını ortadan kaldıralım: aşk ile sevgi tamamen farklı şeylerdir.
Çünkü sevgi emek ister. Mantıkla güçlenir. Sevgi, sizin seçiminizdir.
Oysa aşk kendiliğinden gelir. Çoğu kez geliyorum bile demeden.
Aşk bir hipnozdur. Mantığın bittiği yerde başlar ve tamamiyle beynimizin sağ lobu tarafından yönetilir. Sadece duygulara dayanır. Zaman kavramını ve mantıksal değerlendirmeleri ortadan kaldırır.

Ve böyle derin bir hipnozdan birdenbire, bir şok yaşayarak çıktığınızda, her şey birbirine girer. Neyin gerçek, neyin hayal olduğunu ayırt etmekte; yaşamın suratınıza vurduğu tokatı sindirmekte zorlanırsınız.

Aşk acısının en ağır olanı ise, haksız gerekçelerle -üstelik suçlanarak- terkedilmektir.

Bir danışanımız bunu yaşadı.

Bizi aradığında iki gündür uyuyamıyor, yemek yiyemiyor ve sürekli ağlıyormuş. İşe gidememiş.
Erkek arkadaşı onu -kendisini aldattığını iddia ederek- terketmiş. Ama o, böyle bir şey yapmamış…

Önce uzun uzun konuştuk.
Ortaya şu tür ayrıntılar çıktı:
1- Yürek daralması, nefes daralması var. Dünyayla irtibatı kesilmiş gibi hissediyor. Yaşam enerjisini yitirmiş. Başı ağrıyor ve içi yanıyor.
2- Asıl sorunu terkedilmek değil
3- Haksız yere suçlanmak ağır geliyor
4- Kendini affettirmeye çalışmak ağır geliyor.
5- Haksız yere terkedilmeyi kabullenemiyor.

Önce kabullenememe sorununu ele aldık:
“Arkadaşımla ayrılmayı kabullenemesem de kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Konuşmalar sırasında rahatladığı için şiddet 8’e düşmüş durumda.
Uzun uygulama yaptık.
Birinci tur: Şiddet 7’ye düştü. Göğsü daha rahat. Hafif baş ağrısı var. İç yanması sürüyor.
İkinci tur: Şiddet 6-7 arası. Göğüsteki yanma hafifledi. Nefes iyi. İç yanması devam ediyor. Baş ağrısı yer değiştirdi.
Üçüncü tur: Kendini daha iyi hissediyor. Yanma geçti. Baş ağrısı sürüyor. Şiddet: 4.
Dördüncü tur: Sadece baş ağrısı kaldı. Şiddet sıfırlandı.

Tekrar konuştuk.
Arkadaşını kaybetmemek için “saçmalıklar” yaptığını ve kendini küçük düşürdüğünü düşünüyor. Kendini suçlama ön plana çıktı.
Kurgu cümlemizi yeniden düzenledik.
“Arkadaşımı kaybetmemek için yaptığım saçmalıklar yüzünden kendimi küçük düşürmüş olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Hakim duygular: Değersizlik hissi ve baş ağrısı. Şiddet: 8.
Birinci tur: Duygular hafifledi. Baş ağrısı yer değiştiriyor. Şiddet: 5.
İkinci tur: Duygular hafifliyor. Baş ağrısı yer değiştiriyor ve azalıp, çoğalıyor. Şiddet: Sıfr.

Kurgumuzu yeniledik:
“Değerli olduğumu bildiğim halde yaptığım saçmalıklara kızıyor olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Başlangıç: Yanma hissi, baş ağrısı, nefeste daralma, kızgınlık. Şiddet: 6
Birinci tur: Kızgınlık geçti. Onun yerine acı hissi başladı. Şiddet: 6
İkinci tur: Sadece baş ağrısı var. Şiddet: 3
Üçüncü tur: Acı duygusu geçti. Hafif bir sıkıntı var. Şiddet: 3
Dördüncü tur: Sıkıntı da geçti. Şiddet: 0

Danışanımızı rahatlamış olarak uğurladık.

İki gün sonra kendini tekrar kötü hissetmiş. Ancak bize ulaşamamış ama, kendi başına atlatabilmiş.

İlk görüşmeden dört gün sonra yine bir çalışma yaptık.
Artık ayrılık veya terkedilmişlikle ilgili duygusal sorunlar yaşamıyordu. Asıl sorunu, düştüğü durum nedeniyle kendini suçlamaya dönüşmüştü.

Danışanımızın günlük yaşamını sürdürmesini ve çalışmasını engelleyen sorunları tamamen ortadan kalktı.
Artık randevularını bile iş yoğunluğu nedeniyle erteleyebiliyor. 🙂

Ahmet Aksoy

Not: Başa çıkmakta zorlandığınız duygusal sorunlarınız için bize başvurun (0216 450 5784). Yaşam acı çekmeye değmiyor. Yaşamak güzel!

 

Ara 252012
 
599 views

(Aşağıdaki yazı, Gamet Gelişim Bülteninin 5. sayısı‘nda yayınlanmıştır.)

tom cruise oblivion 140712

Disleksi ve Tepeleme

Tarih boyunca adından söz ettirmiş pek çok dislektik 
var: Leonardo Da Vinci, Albert Einstein, Pablo Picasso,
Agatha Christie, Steven Spielberg ve Tom Cruise
bunlardan bazıları

Disleksi en kaba tanımıyla “okuma güçlüğü” olarak tarif edilebilir.

“Disleksi; Okuma Bozukluğu olarak Öğrenme Bozuklukları içinde tanımlanır…
Disleksi;en sık görülen tip olduğu için öğrenme bozukluğunun tanımlanmasında
dünyada genel olarak kullanılan bir terim haline gelmiştir. Ülkemizde öğrenme
bozukluğu yerine Disleksi teriminin kullanılmasının ayrı bir önemi vardır. Çünkü
hem eğitimciler hem de anne babalar tarafından “Öğrenme Bozukluğu” ifadesi
sıklıkla “Zeka Geriliği” olarak anlaşılmaktadır. Bu nedenle pek çok karışıklık ve
yanlış anlaşılmalar yaşanmaktadır. “(Alıntı: http://www.disleksidernegi.org/)

Disleksi, eskiden bir “hastalık” olarak tanımlanırken, şimdi sadece bir “farklılık” olduğu belirtiliyor.

Ülkemizde ne yazık ki eğitimciler tarafından bile yeterince tanınmadığı için, dislektik öğrenciler tembel, uyumsuz veya geri zekalı olarak sistemden dışlanmaktadır. Oysa dislektik kişilerin beyinleri, “normal” beyinlere göre daha farklı çalışmaktadır. “Normal” bir insan beyni algılama ve düşünme eylemleri sırasında ağırlıklı olarak “sözel” kavramlardan yararlanırken, dislektik kişiler
“görsel” kavramlardan yararlanmaktadır. Bu nedenle normal kişilerin düşünme hızları dakikada 200 kelime civarındadır. Oysa dislektik kişiler, düşünürken sözcükleri kullan-a-madıkları için, imgesel olarak olağanüstü düşünme hızlarına sahiptirler. Bu büyük farklılık normal kişilerle dislektik kişiler arasındaki iletişimi zorlaştırmaktadır.

Çözüm, toplumun, ailenin ve özellikle eğitimcilerin disleksiyi tanımasını, anlamasını ve kabullenmesini sağlamaktan geçer.

Normal bir insanın, baktığı sıradan bir kitap sayfasındaki durağan görüntüyü, dislektik birinin sürekli kıpırdanan, yer ve şekil değiştiren bir kargaşa olarak algıladığını kavraması mümkün değildir. Klasik eğitim sistemimiz, ortalama insan özelliklerine göre tasarlanmıştır ve herkesin buna uymasını bekler. Bu yüzden -genellikle- sisteme uyum gösteremeyen “sıradışı” bireyler, zorluklarla karşılaşır. Bu dışlama, dislektik öğrencileri aynı zamanda duygusal sorunlarla boğuşmak zorunda bırakır ve giderek geri zekalı, uyumsuz, asi kişiler olarak damgalanmalarına neden olur.

Tepeleme, dislektik kişiler için etkili ve yararlı bir araçtır.

Tepeleme yöntemi disleksiyi ortadan kaldırmaz. Ancak, disleksinin yarattığı olumsuzluk ve duygusal rahatsızlıklar nedeniyle gelişen huzursuzluk, endişe, korku ve stresin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Farklı algılama sorunu nedeniyle oluşan duygusal baskının ortadan kalkması, okuma performansının artmasını da sağlar.

Özellikle dislektik çocuklarda “sözcüklerden korkma” davranışı gelişebiliyor. Bunda çevresel koşulların çok büyük etkisi var. Akranlarının kolaylıkla okuduğu yazıları okuyamamanın yarattığı baskı, anlayışsızlık ve küçümseyici tepkiler yüzünden ya içlerine kapanıyor, ya da saldırgan bir savunma yöntemine başvuruyorlar. Her iki durumda da çocuk “asosyal” olarak damgalanıyor.
Tepeleme, dislektik kişilerin yapısal farklılıklarını ve çevreden gelen olumsuz yaklaşımların yıpratıcı etkisini kabullenmelerini ve sahip oldukları avantajları ön plana çıkarabilmelerine katkıda bulunur.

İster yetişkin, ister çocuk olsun; dislektik bireylerin öncelikle kendilerinin “farklı” olduklarını kabullenmeleri önemlidir. Bu yüzleşme, Tepeleme yöntemiyle kolayca başarılabilir ve içselleştirilebilir.

Şu tür kurgu cümleleri yararlı olacaktır:

“Kitaptaki sözcükler oradan oraya zıplıyor olsa ve ben her birinin etrafında çizgiler görüyor olsam da kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

“Yazılı sözcüklere bakmaktan korkuyor olsam da, …”

“Sayfalara bakmaktan korkuyor olsam da…”

Herkesin kendi artı ve eksilerinin farkında olduğu; çevresine de bu gözlerle bakabildiği bir dünya için…

Ahmet Aksoy

Not: Disleksi sorunu olan kişiler için Türkçe olarak hem “disleksik”, hem de “dislektik” sözcüğünü kullananlar var. Yaptığımız Google sorgulamasında “disleksik” için yaklaşık 49 bin, “dislektik” içinse yaklaşık 35 bin sonuç elde ettik.

Türk Dil Kurumu sözlüklerinde disleksi, disleksik ve dislektik sözcüklerinin hiçbiri yer almıyor.

Kişisel tercih, alışkanlık ve söyleme kolaylığı açısından biz “dislektik” demeyi tercih ediyoruz

Ara 092012
 
429 views

Daha ana karnındayken başlayan olumsuz duygusal ve fiziksel etkilenmeler tüm yaşamımız boyunca bizi yönlendirmeye devam ediyor. Nedensiz korku ve davranışlarımızın pek çoğunun altında, bu baskılanmış etkiler var.

EFT – Tepeleme aracılığıyla bu tür -nedeni açıkça bilinmeyen- korku ve inançlarımızla yüzleşmemiz ve onların olumsuz etkilerinden kurtulmamız mümkün.

Ancak bu tür iç temizlikleri kendi başımıza yapmamız pek kolay olmuyor. Tıpkı ormanın içindeyken sadece ağaçları görebildiğimiz gibi, kendi sorunlarımızı tarafsız bir bakış açısıyla yakalayıp bizzat değerlendirmemiz pek olanaklı değil. Bu nedenle de “iç temizlik” çalışmalarının EFT – Tepeleme profesyonellerinin denetiminde gerçekleştirilmesi gerekir.

İçsel Temizlik çalışmalarının asıl kritik tarafı korku, kısıtlayıcı inanç gibi  sınırlamaların doğru biçimde tespit edilmesidir.

Bu amaçla yeni bir çalışma başlattık: “İç temizlik Oturumları

Bu oturumlar, sistematik bireysel çalışmalardan oluşuyor.

İlk aşamada özel anketlerle bilinçli olarak farkında olduğumuz sorunlarımızı belirliyor ve bu inançların bilinçaltımız tarafından da paylaşılıp paylaşılmadığını saptamak üzere Bilinçaltı Sorgulamalar uyguluyoruz.

Bilinçli zihnimizin önem verdiği inançlar her zaman gerçeği yansıtmak zorunda değildir.  Bilinçli zihnimizin süzgeçlerine göre önemli gibi görünen bir konu, aslında bilinçaltımız tarafından paylaşılmıyorsa; bizler, farkında bile olmadan “kişisel sabotajlar” üretmeye başlayabiliyoruz. Böyle bir durumda gerçek sorunlarımızın farkına varmamız pek olası değil.

Bilinçaltı Sorgulama, bu açıdan bize önemli ipuçları sağlıyor.

Önümüzdeki günlerde “Zenginlikle İlgili Kısıtlayıcı İnançlar” başlıklı kısaltılmış bir anket yayınlayacağız. Bu anketi kendinize uygulayarak kişisel durumunuzu saptayabilir ve yardıma ihtiyacınız olup olmadığını belirleyebilirsiniz.

İçsel Temizlik, farkında olmamız gereken çok önemli bir konudur. Bu konuyla ilgili yazılarımızı sürdüreceğiz. Kendinizi daha iyi tanımanız ve gerektiğinde önlem alabilmeniz açısından sitemizi ve yazılarımızı izlemenizi öneriyoruz.

İçsel Temizlik uygulayarak bilinçli zihninizi ve bilinçaltınızı senkronize ettiğinizde sınırlarınızın alabildiğine genişlediğini farkedebilir, yaşamın tadını daha fazla çıkarabilirsiniz.

Bizi izlemeye devam edin!

Ahmet Aksoy

 

Ara 092012
 
354 views

Topyekun Arınma açısından gereksiz ve zararlı alışkanlıklarınız da birer çöptür. Onlardan kurtulmalısınız.

Evren düzene ve dengeye ihtiyaç duyar.

Örneğin 60 m3 lük hacmi olan sıradan bir odanın içinde yaklaşık 2.7×10(25) (yani 10 üzeri 25, yani yan yana 25  sıfır) adet gaz molekülü bulunuyor. Ama rastgele molekül hareketleri öyle bir denge oluşturuyor ki, odanın her tarafındaki hava basıncı pratik olarak birbirinin aynı. Aynı anda tüm moleküllerin tek bir noktaya toplanması ve odanın diğer taraflarının mutlak bir vakum haline gelmesi olasılığı da var ama, gerçek hayatta böyle örneklere  rastlamıyoruz.

Çünkü tüm nesneler minimum enerji seviyelerine ulaşmaya çalışıyor.

Sıvılar, yerçekiminin etkisiyle daha aşağılara akıp, potansiyel enerjilerinden kurtulmaya çalışıyor. Nehirler dağların doruklarına değil, denize doğru koşuyorlar.

Çukur bir tabağın içine bıraktığınız pinpon topu, hemen, erişebildiği en alçak noktaya yöneliyor. Ama onun önüne bir engel koyarsanız, dengeye kavuşmasını da engellemiş olursunuz. Aynı şey, sıvılar için de geçerlidir. Onları engelleyebilirsiniz. Ama o sıvıların daha düşük enerji seviyelerine ulaşma (arzularını) engellemeniz mümkün olmaz!

Su, yolunu bulur! Onun önündeki engelleri, çöpleri temizlerseniz; bu süreç çok daha çabuk tamamlanır.

Düşünce ve duygularınız da su gibi akıcıdır. Onların dengeye kavuşabilmesi için, beyninizdeki çöpleri yani saplantıları, olumsuz inanışları, kısıtlayıcı inançları ve güvensizlikleri, işe yaramayacak düşünceleri ortadan kaldırmanız gerekir. Engeller kalkınca, düşünce ve duygularınız da gideceği yeri kolayca bulacaktır!

EFT – Tepeleme, bu tür duygusal ve zihinsel arınmalar açısından çok etkili bir yöntemdir. Bu yöntemde sorunlarınızla yüzleşir, onların dolaylı ve gereksiz olumsuz etkileşimlerinden kurtulursunuz. EFT, hem fiziksel, hem duygusal, hem de zihinsel sorunlarınızla baş edebilmeniz için pratik ve etkili araçlar sunar.

Ahmet Aksoy

Ara 042012
 
343 views

19 Kasım tarihinde yaptığımız Başlangıç Düzeyi Tepeleme Atölyesi sırasında gerçekleştirdiğimiz EFT – Tepeleme uygulamasının video görüntülerini youtube sitesinde Kazayı Gördüm başlığıyla yayınladık.

Atölye ile ilgili yazımıza şu linkten ulaşabilirsiniz:
http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/2012/11/19/baslangic-duzeyi-tepeleme-atolyesi/

Videoya erişmek için  fotoğrafı veya aşağıdaki video linkini tıklayabilirsiniz.

kazayi gordum eft tepeleme
yükleyen: ahmetax54
Ölümlü bir kazaya şahit olduğu için uyku düzeni ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenen arkadaşımızla yaptığımız EFT – Tepeleme uygulamasının video görüntüleri

Düşük Çözünürlük Video linki: http://youtu.be/Ldg7pz_3zhs

Yüksek Çözünürlük Video linki: http://youtu.be/PNvuEjUwvDU

Orijinal video dosyasının boyutu internet ölçülerine göre oldukça büyük olduğu için youtube.com üzerinden daha kolay erişilebilmesi için görüntü kalitesinden epeyce feragat etmek zorunda kaldık ve tekrarlamaları kaldırdık. Burada asıl önemli olan, konuya ilişkin fikir verebilmektir. Kısacası, yirmi dakikalık bir uygulama, ağır bir duygusal travmayla başa çıkabilmek için yeterli olabiliyor.

Ahmet Aksoy