?> tepeleme arşivleri - Sayfa 2 / 7 - Tepeleme
Nis 082014
 
438 views

Çocuklarınızın Mutluluk Ve Başarısı İçin Tepeleme (EFT) Tekniği

Tepeleme NoktalarıTepeleme (EFT) tekniği, bedensel enerji alanının dengeye kavuşturulmasını hedefler. Bu teknik, Eski Çin tıbbına dayanan enerji meridyenleri ve bu meridyenler üzerinde yer alan bazı akupresür noktalarının parmak uçlarıyla vurularak veya ovularak uyarılması ve dengelenmesi esasına dayanır. Bu teknik TFT (Thought Field Therapy) ve EFT (Emotional Freedom Techniques) adlarıyla modernize edilmiştir.

TFT yönteminde her sorunun çözümü için farklı bir vuruş reçetesi kullanılırken, EFT yönteminde her uygulamada hemen hemen aynı akupresür noktaları kullanılır. Kullanılan noktaların sayısına ve sıralamasına bağlı olarak çok sayıda alternatifler üretilmiş ve kullanılmaktadır.

Tepeleme de esasen bir EFT uygulaması olarak ortaya çıkmış, ancak, zamanla bilinçaltı sorgulama, Temporal Tepeleme, Sanal Tepeleme gibi yöntemlerle kaynaşan dinamik bir uygulama halini almıştır.

Tepeleme, çocuklar ve aileler tarafından birlikte kullanmaya uygun, ebeveyn ve çocukları birbirleriyle daha iyi kaynaştırmayı sağlayan bedensel bir iletişim aracıdır. Toplu uygulamalar çok daha etkili olmakta, hem bireysel, hem de aile içi sorunlar böylelikle çok daha kolay bir şekilde çözümlenebilmektedir.

Tepeleme uygulaması için mutlaka bir sorun olması gerekmez. Sadece aile içi bağları güçlü ve etkin tutmak için de kullanılabilir. Böyle bir durumda bireysel enerji alanları, ailesel boyutta enerji alanları ile kaynaşıp büyümekte ve çok daha etkin bir yapıya bürünmektedir.

Aile içi ve grup tepelemelerinde sorunun yerini ve boyutunu saptamaya gerek yoktur. Bu aşamalar dikkate alınmaz. Kısa uygulama yapılır.

Tek başına çocuklara uygulama yapılırken de kısa uygulamaları tercih etmek doğru olur:
1- Tepe noktası
2- Kaş başlangıcı
3- Göz ucu
4- Göz altı
5- Burun
6- Çene
7- Köprücük kemiği
8- Koltuk altı

Uygulama sırasında kurgu cümlesi, karate noktasına sürekli vuruşlar yaparken 3 kez tekrarlanır. Sonra yukarıda listesini verdiğimiz noktalara yaklaşık 6-7 kez vururken kısa hatırlatma sözcükleri söylenir. Koltuk altında döngü tamamlandığında derin bir nefes alınır ve nefes sesli bir şekilde hızla boşaltılır. Tüm döngü tercihan 3 kez yenilenir.

Çocuklarla uygulama yapılırken çocuğun ve problemin durumuna uygun olarak vuruşların nasıl yapılacağına karar vermek gerekir. Temel alternatifler şunlar olabilir:
1- Çocuk, kendi vücudu üzerindeki noktalara kendisi vuruşları uygular
2- Çocuğun vücudundaki akupressür noktalarına bir aile bireyi veya tepeleme uzmanı tarafından vuruşlar yapılır
3- Çocuk, vuruşları kendi vücuduna değil, elindeki bir oyuncağa uygular
4- Çocuk uyurken veya bir başka mekandayken, onun sorunları/motivasyonu için aile bireyleri ve/veya tepeleme uzmanı kendi vücutlarına vuruşlar yapar.

Tepeleme, çocukların ve hatta gençlerin enerjilerini dengelemede çok etkili bir araçtır. Uygulamalar sadece sorun çözmek için değil, motivasyon ve kendine güvene yönelik hedeflere ulaşmak için de kullanılabilir.

Eğer çocuklarınızda stres, korku, fobi, öğrenme sorunları, sınav kaygısı, kısıtlı inançlar, sevilen birinin kaybı, güvensizlik gibi çözülmesini arzuladığınız duygusal sorunlar gözlemliyorsanız, lütfen, danışmak için bizi arayın.

Çocuklara ve gençlere yönelik tepeleme çalışmalarıyla ilgili yeni yazılarımızı web sitemizden takip edebilirsiniz. Sorularınızı ve sorunlarınızı lütfen bizimle paylaşın.

Ahmet Aksoy

Çocuklarınızın Mutluluk Ve Başarısı İçin Tepeleme (EFT) Tekniği

Diğer EFT – Tepeleme konulu yazılarımız için tıklayın

Kaynaklar:
Using EFT with Children, Ann Adams, 2001
Teaching EFT to Kids, Peta Stapleton
Using EFT with Kids, Dr. Laura Markheim
EFT for Children, Christine Moran
Tapping with Children, Patsy Anthony

Mar 142014
 
407 views

EFT Videoları

Joe vitale
Bu videoda Joe Vitale, EFT ile nasıl tanıştığını, topluluk önünde konuşma korkusundan ve gereksiz kilolarından nasıl kurtulduğunu anlatıyor. Tıklayın. İzleyin.

EFT – Tepeleme konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, sitemizdeki diğer yazıları da okuyabilirsiniz.

Ahmet Aksoy

 

Tem 302013
 
494 views

Bu Kahverengi Kıllı Canavarlar İle Nasıl Başa Çıkarız?

Daha konuşmaya başlamadan, yüzünde bir tiksinti ifadesi belirdi.

“Benim sorunum böceklerle..” dedi. Bunları söylerken, tedirgin bakışlarıyla etrafı tarıyordu. “Kendi evim dışında hiç bir yerde rahat edemiyorum. Sokakta bile…”

Hamam Böcekleri

Hamam Böcekleri

Aynı zamanda uçak korkusu da varmış ama, böcek korkusuna kıyasla sözünü etmeye bile değmediğini söyledi.

Böcek Korkusu, yurtdışında başlamış. Gittiği ülkede havalar çok sıcak ve nemliymiş. Orada, ülkemizdekilere kıyasla çok iri ve çok hızlı hareket eden kahverengi hamam böcekleriyle karşılaşmış. Evlerde, bahçelerde, parklarda, hatta sokaklarda…

Kendi evi dışındaki neredeyse her mekanda bu davetsiz konuklarla karşılaştığını anlattı. Bir arkadaşı onu bir bahçe partisine davet etmiş. Güleryüzlü insanlar, müzik, sohbet… Derken, bir ara, kolunun üzerinde bir gariplik hissetmiş. Kafasını çevirip baktığında orada, kolunun üzerinde kocaman, koyu kahverengi, kıllı bir böceğin kendisine baktığını görmüş. Bir anda çığlık çığlığa bağırarak panik içinde oradan oraya koşmaya başladığını anımsıyor. Ama sonra, film kopmuş!..

“O tarihten sonra, böcek görmeye dayanamaz oldum.” dedi. “Ama her böcek değil. Mesela örümcek veya sinekler beni çok fazla etkilemiyor. Onlardan da hoşlanmıyorum ama, o kahverengi, tüylü şeylere hiç dayanamıyorum!” Bunları söylerken yüzü allak bullak oluyordu.

Konuşmayı biraz derinleştirdik.

Yurtdışına gitmeden 2 yıl kadar önce, Türkiye’deyken de bir olay yaşamış.

Eşiyle birlikte yakın bir arkadaşlarının evinde konuk olmuşlar. Her şey yolundaymış. Keyifli bir akşam geçirmişler. Gece de orada kalmışlar.

Danışanımız sabaha karşı bir huzursuzluk duygusuyla uyanmış. Ortalık alacakaranlıkmış. Etrafına bakındığında odanın her yerinde; duvarlarda, tavanda, masanın üzerinde bazı karaltılar görmüş.

“Önce o karaltıların ne olduklarını anlamadım.” diye açıkladı. “Fakat, ışığı yaktığımda, tüm o karaltılar bir anda kaçışmaya başlayınca, durumu kavradım!.. İşte o an elim ayağım kesildi! Sanki bir şeyler üzerime çullandı, nefes alamaz oldum. Tek istediğim şey, bir an önce oradan ayrılmaktı. Derhal eşimi uyandırmaya çalıştım ama, uykusu o kadar ağırdı ki, bir türlü uyandıramadım! Sonunda dayanamadım, panik içinde, tek başına sokağa fırladım!”

Genel olarak böceklere karşı bir tiksinti duymakla birlikte, sadece kahverengi olan ve hızlı hareket eden böcekler karşısında kontrolünü kaybediyormuş.

Böceklerle ilgili bir anısını ve o sırada yaşadığı duyguları zihninde yeniden canlandırmasını istedim. Yüzü buruştu. Ellerini göğsüne götürdü: “Kalbim ve göğsüm sıkışıyor, nefes almakta zorlanıyorum!” dedi.

Sıkıntısının şiddeti 7 düzeyindeydi.

Önce kurgu cümlesini oluşturdum:

“Yakınımda kahverengi ve hızlı yürüyen bir böcek görsem bile kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Bu cümleyi daha kolay söylenebilecek ve sıkıntıyı daha iyi yansıtan yeni bir forma dönüştürdük:

“Kahverengi, ev tipi böceklerden korkuyor olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Zamanımız kısıtlıydı. Bu yüzden, kısa uygulama yapmayı tercih ettim.

İlk tur sonunda sıkıntı şiddeti 7’den 4’e indi. Ancak, kalbindeki ve göğsündeki daralma duygusu devam ediyordu.

İkinci tur sonunda kalp ve göğüs sıkışması yine vardı, ama sıkıntı şiddeti 3’e inmişti.

Bir kez daha uyguladık.

Bu kez danışanımızın kalbindeki sıkışma ortadan kalktı. Korku ise kendini sıradan bir tiksintiye bıraktı.

Ahmet Aksoy

Haz 112013
 
352 views

İşyerindeki Sorunlarımızı Tepelemek

bully3

İşyerleri, doğal olarak, bir çok problemi de barındırır.  Bu problemlerden bazıları kolayca atlatılır. Bazıları ise kalıcı hasarlar bırakır. Küçük kıskançlıklar ve çekemezlik sorunlarıyla başa çıkmak genellikle pek zor olmaz. Ancak  cinsel taciz ve mobbing gibi gizli, yarı gizli veya sistematik saldırılarla başa çıkmak hiç te kolay değildir.

Sıkıntının nedeni ve yöntemi ne olursa olsun,  kendimize güven duygumuzu asla yitirmemeliyiz.

EFT-tepeleme, bu açıdan bize çok yararlı araçlar sunar. Dile getirmekte, ya da başkalarıyla paylaşmakta bile zorlandığımız sorunlarla yüzleşmek; kişiliğimize sahip çıkmak ve kendimize güvenimizi pekiştirmek için bu araçlar yaşamsal öneme sahiptir.

Bayan danışanımız, 25 yaşlarında. Son işyerinden, işverenin yakın bir akrabasının uyguladığı yıldırma politikası -mobbing- nedeniyle ayrılmış. Yeni bir işe girmiş. Ancak, yeni işyerinde de benzer sorunlarla karşılaşmaktan korkuyor.

Korku, vücudunun bir kaç bölgesini birden etkiliyor.
Ensede ve şakaklarda ağrı, göğüste daralma var…
Yaşanan sıkıntının şiddetini  7 olarak saptadık.

Kurgu cümlemizi şöyle oluşturduk:
Eski işyerimde sorunlar yaşamış olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.

Karate noktasına parmaklarımızla vururken kurgu cümlemizi 3 kez peşpeşe tekrarladık:

”Eski işyerimde sorunlar yaşamış olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Sonra vuruşlara geçtik:

Kaşın başlangıcı: Sorun yaşamış olsam da…
Göz ucu: Sorun yaşamış olsam da…
Göz altı: Sorun yaşamış olsam da…
Burun: Sorun yaşamış olsam da…
Çene: Sorun yaşamış olsam da…
Köprücük kemiği: Sorun yaşamış olsam da…
Koltuk altı: Sorun yaşamış olsam da…

Parmaklardaki noktalarla devam ettik.
Baş parmak: Sorun yaşamış olsam da…
İşaret parmağı: Sorun yaşamış olsam da…
Orta parmak: Sorun yaşamış olsam da…
Serçe parmak: Sorun yaşamış olsam da…

Gamut serisine geçtik.
Gamut noktasına sürekli vururken gözlerimizi kapadık…
Gözlerimizi açtık…
Başımızı oynatmadan sağ aşağı baktık…
Başımızı oynatmadan sol aşağı baktık…
Gözlerimizi saat yönünde çevirdik…
Gözlerimizi ters saat yönünden çevirdik…
“İyi ki doğdun” melodisini mırıldandık…
Hızlıca birden beşe kadar saydık…
Melodiyi tekrar mırıldandık…

Vuruşları ve 9-gamut serisini baştan sona ikinci kez tekrarladık. Tüm seri bitince derin bir nefes aldık ve ciğerlerimizi sıkıntılarımızla beraber bir hamlede boşalttık.

Değerlendirme yapmak için gözlerimizi kapadık. Yaşadığımız duygusal baskının yerini ve şiddetini tekrar saptadık: Ensedeki ağrı biraz daha azalmış ve yukarı doğru kaymıştı. Şakaklardaki ağrı kaybolmuş, yürekteki daralma biraz daha hafiflemişti. Şiddet ise 4′e kadar düşmüştü.

Oturum sırasında, danışanımızın gülümsemesi giderek belirginleşti. Rahatlamakta olduğu kolayca görülüyordu.

Tekrar baştan başlayarak kurguyu, vuruşları, 9-gamut serisini, vuruşları ve 9-gamut serisini bir kez daha yineledik. Danışanımızın sıkıntı şiddeti 2′ye düştü.

Son seride olumlamaları da devreye soktuk.

Kurgu cümlemiz yine aynı kaldı. Karate noktasına parmaklarımızla vururken kurgu cümlemizi 3 kez peşpeşe tekrarladık:
”Eski işyerimde sorunlar yaşamış olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Sonra vuruşlara geçtik:
Kaşın başlangıcı: Sorunlar yaşadım…
Göz ucu: Yine olabilir…
Göz altı: Yine sorun yaşayabilirim…
Burun: Herşey olabilir…
Çene: Yine sorun yaşayabilirim…
Köprücük kemiği: Sorunlarım olsa da…
Koltuk altı: Onlarla başedebilirim…

Parmaklardaki noktalarla devam ettik.
Baş parmak: Sorun yaşamış olsam da…
İşaret parmağı: Hiç önemli değil…
Orta parmak: Tekrar yaşayabilirim…
Serçe parmak: Herşeye hazırım…

9-Gamut serisine geçtik.
Gamut noktasına sürekli vururken gözlerimizi kapadık…
Gözlerimizi açtık…
Başımızı oynatmadan sağ aşağı baktık…
Başımızı oynatmadan sol aşağı baktık…
Gözlerimizi saat yönünde çevirdik…
Gözlerimizi ters saat yönünden çevirdik…
“İyi ki doğdun” melodisini mırıldandık…
Hızlıca birden beşe kadar saydık…
Melodiyi tekrar mırıldandık…

Sonra ikinci seri vuruşlara geçtik:
Kaşın başlangıcı: Ben kendime güveniyorum…
Göz ucu: Sorunlarla başa çıkabilirim…
Göz altı: Ben güçlüyüm…
Burun: Ben kendime güveniyorum…
Çene: Sorunları çözerim…
Köprücük kemiği: Kontrol bende…
Koltuk altı: Kendime güvenim tam…

Ve derin bir nefes alıp, tek hamlede boşalttık.

Tüm sıkıntılarımızla yüzleştik… Yeni sorunlarla yüzleşmeye de hazırız…

Ahmet Aksoy

Haz 092013
 
352 views

Yine korkulardan bahsedeceğim.

ÖlümÇünkü, ne yaparsak yapalım, korkular, yaşamımızın doğal bir parçası olmaya devam ediyor. Onlardan kaçmanın, onları görmezden gelmeye çalışmanın bize bir faydası olmuyor. Korkularımızı tetikleyecek ortamlardan kaçınmanın da hiç bir yararı yok.

Korkularımızı biz seçmiyoruz. Onlar, bizim bilinçli tercihlerimiz değil. Ama varlar. Biz istemesek te, var olmaya devam ediyorlar.

İşte bu yüzden, korkularımızla başa çıkmanın aslında hiç te o kadar zor olmadığını bilmeli, çözüm yolları bulunduğunun  farkında ve bilincinde olmalıyız.

Orta yaşlıların yaşadığı en yaygın korkulardan biri, ölüm korkusu.

Mantıklı bir durum. Yaşamak, güzeldir ne de olsa. Yaş ilerleyince, kaçınılmaz olan son da yaklaşıyor ve korkuyu tetikliyor.

Ancak, danışanlarımızla yaptığımız görüşmelerde ölüm korkusunun aslında pek te kişisel olmadığını gözlüyoruz.

Aslında insanlar ölmekten korkmuyor.  Onların asıl korkuları, kendilerini sorumlu hissettikleri kişileri yalnız ve çaresiz bırakmak. İnsanlar, işte bundan korkuyor. Çünkü ölümün doğal bir sonuç olduğunun farkındalar. Ama yapmak zorunda olduklarını düşündükleri ve henüz tamamlayamadıkları bazı işleri yarım bırakma olasılığı onları korkutuyor.

Şu dizeler de bunu vurgulamıyor mu?

Ölüm Allahın emri/ Ayrılık olmasaydı...”

EFT – Tepeleme, bu açıdan çok yararlı bir yöntem.

Eğer böyle bir sorununuz varsa ve yardım alma fırsatı bulamadıysanız kendinizi bu bakış açısıyla sorgulayın.

Sizi korkutan ne? Ölümün kendisi mi?

Yoksa henüz tamamlayamadığınız işler mi var?

Siz olmazsanız çaresiz kalacağını düşündüğünüz kişiler mi var?

İlk aşamada bunun yanıtını bulun.

Eğer gerçekten de ölümün kendisinden, ölmek kavramından korkuyorsanız, aşağıdaki kurgu cümlesini kullanarak Tepeleme uygulayabilirsiniz. Uzun reçeteyi kullanın. Ağır sorunlarda, kısaltılmış reçeteler yeterince etkili olmayabilir.

Kurgu cümlesi: Ölmekten korkuyor olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.

Eğer asıl korkunuz kişisel değil de, sevdiğiniz kişileri yalnız ve çaresiz bırakma olasılığından kaynaklanıyor ise, bu konuda ne gibi önlemler alabileceğinizi düşünün.  O sevdiğiniz insanların size muhtaç kalmadan, kendi ayaklarının üzerinde durabilmesinin şartlarını yaratın. Bu durumda da Tepeleme yapabilirsiniz. Ancak kurgu cümlenizin, asıl soruna odaklanması gerekir.

Özetle, “Hiç ölmeyecekmiş gibi çalış, yarın ölecekmiş gibi yaşa.” düsturuyla hareket etmek en doğrusudur.

Yapacaklarını erteleme, süründürme. Üstlendiğin sorumlulukların gereğini en kısa zamanda yerine getir. Ancak, yeni sorumlulukları gönül rahatlığıyla üstlenmekten de geri durma.

Çünkü, ölümün ne zaman ve nasıl geleceğini bilmemiz mümkün değildir.

Bu, kaçınılmaz bir gerçeklik; ancak dolu dolu yaşamaktan vazgeçmek için de bir mazeret olamaz.

Her ne olursa olsun,  hem sorumluluklarınızı yerine getirmeye, hem de hayatınızı dolu dolu yaşamaya devam edin.

EFT – Tepeleme, size, sorunlarınızla yüzleşmede yardımcı olacaktır.

Ahmet Aksoy

 

 

May 302013
 
443 views

EFT ile Başarılı Sonuçlar Alabilirsiniz

eft-el-1024

Korkuların fiziksel, duygusal ve zihinsel bileşenleri vardır. Bazan sadece bir tanesi baskın etken olurken, bazan da hepsi birden etkili olur.

Korkuyu tetikleyen ortamlardan uzak durmak kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlayabilir. Ancak bu davranış, korkunuzun daha da büyümesine neden olur. Asıl yapmanız gereken, korku ile yüzleşmektir. İşte bu konuda EFT – Tepeleme etkili ve yararlı bir araç olarak karşınıza çıkar.

EFT – Tepeleme, enerji meridyenlerindeki çi (chi) akışını düzenler ve dengeler. Dolayısı ile akışı engelleyen blokajlar ortadan kalktığı için, bu blokajların neden olduğu fiziksel, zihinsel ve duygusal sorunlar da etkisini kaybeder.

Korkunun nedeni tamamen fiziksel olabilir. Örneğin bir uçurumun kenarında duruyorsanız, korkunuz doğaldır. Ama, bir uçurumun kenarında durduğunuzu hayal ettiğinizde sırtınızdan soğuk terler boşanıyorsa, burada bir başka sorun var demektir.

Eğer korkunun ortaya çıkış tarihini, hatta onu hangi olayın tetiklediğini biliyorsanız, çözüme ulaşmak ta kolaylaşacaktır. Ama bunları bilemiyorsanız, hatta yapılan tüm araştırma ve sorgulara rağmen net bir nedene ulaşamıyorsanız dahi, EFT size uygun çözümler sunabilir. Çünkü EFTnin en büyük avantajlarından biri, yaşadığınız sorunun asıl nedenini bilmeseniz de, enerji sisteminizi dengeli ve akışkan hale getirerek çözüme ulaşmanızda yardıcı olmasıdır.

EFT, uygulaması çok kolay bir tekniktir. Vuruş noktalarının yerlerini ve vuruşları nasıl yapacağınızı bilmeniz yeterlidir. Ek olarak sorununuzu saptar ve onu bir cümle halinde ifade edersiniz. İşte burada küçük ama önemli bir nüans bulunur: Eğer EFT uygulamalarını içselleştiremezseniz, sonuç almakta zorlanırsınız.

Şöyle düşünün: Bir otomobilin nasıl çalıştığını, direksiyonu çevirerek onun yönünü değiştirebileceğinizi, fren ve gaz pedallarını uygun şekilde kullanarak onun hızlandırıp yavaşlatabileceğinizi biliyor olabilirsiniz. Hatta etrafınızda sürekli gözlediğiniz profesyonel sürücüler de olabilir. Ancak bu bilgi ve gözlemler sizi başarılı bir sürücü haline dönüştürmrk için yeterli olmaz. Sahip olduğunuz bilgi ile ne kendinizi, ne de başkalarını bir yerden bir başka yere taşıyamazsınız. İyi bir sürücü olabilmeniz için, sahip olduğunuz bilgileri, bir profesyonelin gözetiminde hayata geçirmek, onu otomatik bir davranış biçimine dönüştürmektir.

EFT basit ve pratiktir. Ancak bu konuda kendinize veya başkalarına yetecek kadar uzmanlaşmadan önce, mutlaka EFT – Tepeleme uzmanlarından destek almalısınız. Aksi halde hem kendinize, hem de başkalarına -istemediğiniz halde- zarar verebilirsiniz.

EFT telefonla veya bilgisayar aracılığıyla da uygulanabilir. Eğer vuruş noktalarının yerlerini ve vuruş tekniğini biliyorsanız, bir EFT uzmanı size telefon aracılığı ile kolayca yardımcı olabilir. Üstelik bilgisayar üzerinden skype gibi görsel iletişim sağlayan bir program kullanırsanız EFT uzmanı ile hem sesli, hem de görsel temas sağlayarak, yüzyüze yapılanlar kadar etkili EFT – Tepeleme oturumları yapmanız mümkün olur.

EFT – Tepeleme Yöntemini etkili bir araç haline dönüştürmek istiyorsanız, onu içselleştirin ve yaşamınızın doğal bir parçası haline dönüştürün.

Siz, yeter ki kararınızı verin. Biz zaten buradayız.

Ahmet Aksoy

Yazının başına dön

Mar 272013
 
390 views

Sınav Kaygısı ile Nasıl Başa Çıkabilirsiniz?

Sınav kaygısı

Belli bir düzeydeki kaygı, karşılaştığınız sınavlar için etkin bir motivasyon kaynağı olur.
Ancak kaygının dozu gereken miktarın üzerine çıkarsa, bu kez önemli bir engelleyici haline dönüşür.

Tüm bu sürecin sonuçlarını ilkel beynimizin tanıdığı 3 temel dürtü belirler:

  • savaş
  • kaç
  • ölü taklidi yap

Eğer gireceğiniz sınavın sizde hiç stres yaratmadığını düşünüyorsanız, o sınav sizin için önemli değildir. Belki de sadece ölü taklidi yapıyor veya kaçıyor olabilirsiniz.

İster küçük, ister büyük olsun, bütün sınavlar sizi etkiler. Ama her birine farklı tepkiler verirsiniz.

Aşağıdaki belirtiler sizde de var mı?

  • Terleme
  • Nabız atışınızda hızlanma
  • Nefes daralması
  • Mide bulantısı
  • Kendini sersemlemiş gibi hissetmek
  • Bir boşluk duygusu içinde olmak
  • Herşeyin anlamsız bir hale gelmeye başlaması
  • Endişe
  • Başarmaktan veya başaramamaktan korkma

Eğer önünüzdeki bir sınav yüzünden yukarıdaki belirtilerin tümünü veya bir kısmını yaşıyorsanız siz de sınav kaygısı yaşıyorsunuz demektir. Belirti sayısı fazlaysa, kaygı düzeyiniz de fazladır

Sınav kaygısını tetikleyen inançların bazıları şunlardır:
Yeterince hazırlanmış olmamak veya öyle düşünmek
Kendine güven duyamamak
İyi bir sonuç alabileceğine inanmamak
Sınav sırasında zamanı verimli kullanamamak

Aşırı Sınav Kaygısına Karşı Etkili yöntemler:

  • Sağlığına dikkat et
  • Yeterince ve doğru şekilde hazırlık yap
  • Hedefini iyi belirle
  • Zamanını etkin bir şekilde kullanmayı öğren
  • Kaygı düzeyini ayarla
    • Derin nefes al
    • Kaslarını gevşet
    • Dikkati dağıtacak etkenleri azalt
    • Ritüellerden yararlan
  • Korkularınla yüzleş
  • Olumlamalardan yararlan
  • EFT – Tepeleme yap

EFT – Tepeleme sadece sınav kaygısı için değil, aslında hayatımızın her alanına yönelen kaygı ve beklentiler için kullanılabilir. Üstelik EFT sadece olumsuzluklara karşı bir savunma aracı değil, aynı zamanda beklenti ve hedeflerimizi somutlaştırmamızı sağlayan etkin bir güdüleyicidir. EFT-Tepeleme, yukarıda sözünü ettiğimiz çalışmaların hepsini birleştirip kaynaştırır. Çünkü bu yöntemin özü “kendimizle yüzleşmek”, “zayıf ve güçlü yanlarımızla kendimizi tanımak”tır. Hem korku ve kaygılarımızı, hem zayıf taraflarımızı, hem de güçlü yanlarımızı farkedip tanımamızı sağlar. EFT bizi gerçeklerle yüzleştirir. Ayaklarımızı yere sağlam basabilmemizi, yaşamın gözlerinin taa içine bakabilmemizi sağlar.

İster kendiniz, ister yakınlarınız için olsun; planlanmış sınavlar sözkonusu ise, EFT öğrenmenizi ve onu hayatınızın bir parçası haline getirmenizi öneriyorum. Ayrıca, Tepeleme çalışmalarını içselleştirebilmeniz için kabaca bir aylık süreye gereksinim duyacağınızı da unutmayın. EFT son dakika önlemleri için kullanılacak bir yöntem değildir. Onu yaşamınızın doğal bir parçası yapmanız gerekir.

EFT öğren ve yaşamın denetimini eline al!

Ahmet Aksoy

Not: Yukarıdaki yazıyı, aslına bakarsanız bir hafta kadar önce yazmıştım. Ancak, özellikle YGS sınavına girecek öğrencilerin kafasını son anda karıştırmamak için bekledim. Çünkü alınması gereken önlemler ve yapılması gereken hazırlıklar aslında bir süreçtir. Son anda yapılan girişimler, faydadan çok zarar getirebilir.
Lütfen yukarıdaki yaklaşım ve önlemleri sınav kapıya dayandıktan sonra gündeme taşımayın. İster kendiniz, ister yakınlarınız için olsun, hazırlık sürecine yeterli zaman tanımayı ihmal etmeyin!
EFT ile hemen tanışın!

Mar 172013
 
419 views

Kırmızı Kalem Sendromu

Kırmızı Kalem Sendromu

2013 yılının Ocak ayında, Colorado Üniversitesi sosyologlarından Richard Dukes ve Heather Albani, Journal of Social Science dergisine bir açıklama yaptılar. Bu açıklamada, sınav kağıtlarına not verirken kırmızı kalem kullanılmasının öğrencileri tedirgin ettiğini, öğretmen-öğrenci ilişkilerini zayıflattığını ve belki de öğrenme düzeyini düşürdüğünü söylediler. Araştırmacılar, yaptıkları deneylerin sonucunda kırmızı yerine mavi veya yeşil kalem kullanımının daha gerçekçi tepkiler yarattığını saptadıklarını vurguladılar.

Bu görüşleri paylaşan çevrelere göre not verme sırasında kırmızı kalem kullanılması, öğrenciler tarafından bir “tehdit” unsuru olarak algılanıyor.

Buna karşın bazı eski eğitimciler, kırmızı kalem kullanımını savunuyor ve bu rengin uyarıları daha kolay algılanır hale getirdiği için öğrenciler tarafından da desteklendiğini söylüyor.

Kırmızı rengin “vurgulama” özelliği taşıdığına katılmamak mümkün değil. Ancak bu rengin, olumsuz uyarılar için öğretici yanından çok, tehdit edici, aşağılayıcı yanının çok daha baskın bir nitelik taşıdığı muhakkak.

Bazı gözlemciler, bir çok insanda kitap okumayı ve yeni şeyler öğrenmeyi zorlaştıran blokajlar olduğunu ve bu blokajların “Kırmızı Kalem Sendromu” nedeniyle ortaya çıktığını söylüyor. Çevrenize bakarsanız, bu tür örnekleri kolayca görebilirsiniz.

Elbette suçu sadece “kırmızı kalem”e yüklemek doğru değil. Sorunun aslını, öğrencilerin arkadaşları önünde küçük düştüğü, aşağılandığı, kendisini değersiz hissettiği olaylarda aramak lazım.

Bazı derslerde zorlanan ve o derste başarılı olmadıklarını söyleyen öğrencilerin pek çoğunun geçmişinde, o dersle ilgili olumsuz bir anı vardır. Bu tür olumsuz anılar, o kişilerin bilinçaltı tarafından “başarısız duruma düşmemek için hiç denememek” stratejisine dönüştürülür. Başarısızlık baştan kabul edilir ve o konuda risk alıp çaba gösterilmez.

Bu davranış, “cam tavan sendromu” olarak ta adlandırılıyor.

Fillerin eğitiminde aynı yaklaşımın bilinçli olarak kullanıldığını duymuşsunuzdur. Bebek fillerin ayaklarına kelepçe takılıyor ve bu kelepçe güçlü bir zincir veya halatla, zorlasalar da sökemeyecekleri bir kazığa bağlanıyor. Bebek fil, bu kısıtlamadan kurtulabilmek için her yolu deniyor ama, nafile!.. Sonunda pes ediyor. Ve ömrü boyunca bir daha asla prangasından kurtulmaya çalışmıyor. Muazzam bir fiziksel güce sahip olan yetişkin filleri, basit zincirler, oldukları yerde tutmaya yetiyor.

Kesin bir kaynak olmasa da, bazı sirk yangınlarında fillerin, kaçamayacaklarına inandıkları için yanarak öldükleri anlatılıyor.

Farkında bile olmadan, bizler de aynı duruma düşmeyelim. Nedeni ne olursa olsun, geçmiş yaşamımızda edindiğimiz blokajlardan kurtulmak mümkün. Bilinçaltı Sorgulama ve EFT-Tepeleme bu sorunları çözmenize yardımcı olur.

Sizde, çocuklarınızda veya çevrenizde benzer sorunları yaşayanlar varsa bizimle bağlantı kurmanız yeterlidir. Sorun varsa, birlikte çözeriz!

Ahmet Aksoy

Mar 152013
 
444 views

korkularınızı tepeleyin

Büyük olasılıkla, sizin de kurtulmak istediğiniz korkularınız vardır.  Eğer yoksa, şanslı azınlıktansınız ve bu yazıyı okumaya ihtiyacınız yok demektir. Varsa, korkularınızı Tepeleyin!

Demek ki siz de genel çoğunluğa dahilsiniz. O halde bu yazıyı sonuna kadar okuyun ve yaşam kalitenizi yükseltmenin en pratik yollarından birini öğrenin: EFT – Tepeleme.

EFT – Tepeleme, korku ve fobilerle başa çıkmada giderek daha fazla kabul gören bir araçtır. EFT, sizin de yaşam kalitenizi arttırmanıza, sizi rahatsız eden korkulardan onlarla yüzleşerek kurtulmanıza yardımcı olabilir.

Günümüzde en çok rastlanan fobi ve korkulardan bazıları şunlar:

  • Açık yer ve kalabalıktan korkma (Agorafobi)
  • Asansöre binmekten korkma
  • Başarmaktan korkma
  • Başarısızlıktan korkma (Kakorafiyafobi)
  • Böcek korkusu (Entomofobi)
  • Cinsellikten korkma (Erotofobi)
  • Dişçi korkusu (Dentofobi)
  • Hastalık korkusu (Patofobi)
  • Hastane korkusu (Nozokomefobi)
  • İğne korkusu (Belonefobi)
  • Kapalı yerde kalma korkusu (Klostrofobi)
  • Karanlıktan korkma (Akluofobi)
  • Kedi korkusu (Ailurofobi)
  • Kitap korkusu (Bibliofobi)
  • Korkmaktan korkma (Fobofobi)
  • Köpek korkusu (Kinofobi)
  • Örümceklerden korkma (Araknofobi)
  • Reddedilme korkusu
  • Sınav korkusu (testofobi)
  • Toplum önünde konuşma korkusu
  • Trafiğe çıkma korkusu
  • Uçma korkusu (Aviofobi)
  • Yabancılardan korkma (Ksenofobi)
  • Yalnızlık korkusu (Manofobi)
  • Yılan korkusu (Ofidiyofobi)
  • Yükseklik korkusu (Akrofobi)

Bu listeye yüzlerce yeni satır eklemek mümkün.

Ama, şimdi DURUN! Yukarıdaki listeyi biraz daha dikkatle inceleyin. Acaba sizde de bu korkulardan var mı? Ya da listeye eklemek istediğiniz başka korkular?

Örneğin beş-on kişilik bir grubun önünde konuşmanız gerektiğinde eliniz-ayağınız birbirine dolaşıyor mu?

Sınava girdiğinizde çok iyi bildiğiniz şeyler bir anda aklınızdan uçup gidiyor mu?

Asansöre veya uçağa binmekte zorlanıyor musunuz?

Pek çok yöntem denediniz ama başarılı bir sonuç elde edemediniz mi?

Bunların hepsine EFT sayesinde çözüm bulmanız mümkün. Çünkü yaklaşık 15 yıllık EFT tarihi boyunca binlerce, onbinlerce insan korkularıyla yüzleşip normal yaşantılarına döndüler.

EFT, PTSD (Post Traumatic Stress Disorder – Travma Sonrası Stres Bozukluğu) gibi ağır vakalarda bile umulmadık başarılar sağlamıştır. Bu nedenle, korkularla başa çıkmada çok daha hızlı ve etkin sonuçlar alınmaktadır.

Korkularınızdan korkmayın! Onlarla yüzleşin! Onlarla barışın!

EFT korkularınızdan arınmada size yardımcı olacaktır. Korkunuzun nedeni bilinçli zihninizin erişemediği kadar derinlerdeyse bile, Bilinçaltı Sorgulama onu yüzeye taşıyacaktır.

Yeter ki siz, korkularınızla yüzleşmeye hazır olun!

Bizi arayın: 0216 450 5784 – 0533 339 0959 – 0533 472 7723

Ahmet Aksoy

Mar 152013
 
380 views

Kişisel Gelişim ve Bilimsel Gerçeklik Kişisel Gelişim konusunu, bir çok kişinin bir tür “zırvalar silsilesi” olarak gördüğünü düşünüyorum. Açıkçası, üç-beş yıl öncesine kadar ben de benzer şekilde düşünüyordum.

Ancak, 1990′lardan bu yana bilimsel bilgilerimizde pek çok depremler yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz.

Örneğin insan beyni ile ilgili temel bilgilerimizden pek çoğu değişti. Bunları sıradan bir vatandaşın gözlemleri olarak yazıyorum. Bize öğrettiklerine göre, ya da daha doğrusu benim aklımda kalanlara göre, insan beynindeki hücreler çocukluk yıllarında tamamlanan çoğalma aşamasından sonra, sadece azalmaya mahkumdu. Ayrıca beynimizdeki bölgelerin yerleşimine bağlı olarak herhangi bir nedenle yitirilen hücreler nedeniyle ilgili fonksiyonlar da zarar görür ve bunu onarmak mümkün olmazdı.

Oysa şimdi “neuro-plasticity” kavramının pek çok örnekle desteklenen işlevlerine baktığımızda; beyin hücrelerinin sürekli yenilendiğini, işlev değiştirdiğini, gerektiğinde başka fonksiyonları üstlenmek üzere başkalaşım geçirebildiğini gösteriyor.

Genetik bilgilerimiz de benzer durumda değil mi? Nöroplastisite kavramının beyin hücrelerimize tanıdığı esneklik, epigenetik kavramlarıyla tüm genetik sisteme de taşınmış durumda. İki artı ikinin kaç edeceği artık sadece genetik kodlarla değil, çevresel koşullar da dikkate alarak belirleniyor.

Benzer değişiklikler bilimin başka alanlarında da yaşanmıyor mu?

İşte bütün bunlar, bilimsel katılığın, yerini daha toleranslı bir bakış açısına terketmesi gerektiğini gösteriyor. Bu esneklik bilimsel doğrulardan vazgeçerek, onlardan ödün vererek değil; bakış ve değerlendirme perspektifimizi biraz daha genişleterek, esneterek yapılmalıdır.

Henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış olguları reddetmek yerine, onları bu genişletilmiş perspektife göre değerlendirmek çok daha sağlıklı olmaz mı?

Örneğin eski Çin uygulamaları olan akupunktur veya akupressure sistemleri, insan vücudunda enerji meridyenleri bulunduğunu varsayar.  Ama, bu meridyenlerin varlığı bu güne kadar bilimsel olarak kanıtlanabilmiş değil. Yaygın bilimsel görüş, kanıtlanamayan önerilerin reddedilmesiyle sonuçlanıyor.  Bilimsel olarak kanıtlanamıyorsa reddedelim!

O zaman akla şu soru geliyor: Newton’dan önce yerçekimi yok muydu? Çekim yasalarının işlevini gösterebilmesi için onların yasalaştırılması şart mıdır?

1960′lı yıllarda Kuzey koreli bir profesör olan Kim Bong Han tarafından keşfedilen ve kendi adıyla “bonghan channels, bonghan ducts” olarak anılmakta olan bazı organların enerji meridyenlerinin yer aldığı düşünülen bölgelerde yoğunlaştığı ve akupunktur noktaları üzerinden dış dünyayla alışverişte bulunduğu söyleniyor. Hatta bu organların oluşturduğu ağın kan ve lenf dolaşımı gibi üçüncü bir dolaşım sistemi olabileceği belirtiliyor.

Bu bilgiler, benim uzmanlık alanımın dışında olduğu için net ve kesin bir değerlendirmede bulunmam mümkün değil. Fakat ben şunu yapmanın daha gerçekçi olacağını düşünüyorum: Bilimsel bir açıklaması yapılamasa da benzer koşullarda tekrarlandığında benzer sonuçlar veren uygulamalar gerçeği yansıtır. Burada önemli olan girdilerle çıktıların uyumudur.

Örneğin EFT (Emotional Freedom Techniques) sistemi, bazı akupunktur noktalarına parmak uçlarıyla vurarak uygulanıyor. Ben bu yöntemi kendi üzerimde yüzlerce kez uyguladım ve beklediğim sonuçları aldım. Aynı yöntemi başkalarına da uyguladım ve yine beklenen sonuçlara eriştim. Bu durumda, insan vücudunda enerji meridyenlerinin bulununup bulunmadığı, ya da Bonghan korpüsküllerinin uyarılmasının bilinmeyen bir dolaşım sistemini harekete geçirip geçirmediği beni çok fazla ilgilendirmiyor. Sadece, yaptığım uygulamanın sonucunda beklediğim sonuçları alıp almadığım önemli.

Bırakılan taşın yere düşmesi gibi, parmak uçlarıyla insan vücudundaki bazı noktalara yapılan vuruşlar fiziksel, zihinsel veya duygusal bazı sorunların üzerimizdeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırabiliyorsa ve bundan insanlar yararlanabiliyorsa, yapılan iş doğrudur. Zamanı geldiğinde, birileri de bunun bilimsel nedenlerini araştırır, bulur.

Yapılan istatistikler, EFT ile elde edilen olumlu sonuçların %85-%97 arasında olduğunu gösteriyor. EFT’nin sadece placebo etkisi yaratıyor olabileceği savı da bu nedenle gerçekçi değil. Çünkü placebo etkisinin maksimum olumlu değeri ancak %60′lar düzeyine erişebiliyor.

Kişisel Gelişim konusuna “Dene ve Gör” yöntemiyle bakıyorum.

Önce Hızlı Okuma ile başladım. Sonuçlarını aldım. Üstelik bir yan etki(!) olarak yakın gözlüklerimden de kurtuldum.

Şimdiyse EFT (biz buna Tepeleme diyoruz) ile uğraşıyorum ve bu yöntemi herkesin öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ve benzeri konulardaki araştırmalarımı ve denemelerimi sürdürüyor ve önümdeki yolun beni nereye taşıyacağını heyecanlı bir merakla bekliyorum.

Ahmet Aksoy