?> korkular arşivleri - Sayfa 2 / 2 - Tepeleme
Eki 102012
 
820 views

Uçak korkusu

Yüksekten korkma, doğal bir korunma içgüdüsüdür. Yüksek bir yerden düşme olasılığını azaltmaya yönelen koruyucu bir davranıştır.

Ancak bu durum, güvenli bir ortamdayken bile “tehlike” sinyallerinin tetiklenmesini engelleyemiyorsa, durum kontrolden çıkmış ve koruyuculuk özelliğinin ötesine geçmiş demektir.

Uçak korkusu da benzer bir korku.

Sigorta şirketlerinin itibar ettiği istatistiklere göre en güvenilir ulaşım araçları uçaklar. Bu da çok doğal. Çünkü uçak maliyetleri çok yüksek. Bu yüzden havayolu şirketleri, yatırımlarını güven altına almak için gerekli güvenlik önlemlerini fazlasıyla yerine getirmek zorundalar.

Bu kadar güvenli bir ulaşım aracından korku duymayı, mantıklı bir gerekçeyle açıklamak pek mümkün değil.

Uçak korkusu, çeşitli özellikler taşıyabiliyor. Örneğin bazılarının korkusu uçak havalandığında bitiyor. Oysa bazılarında asıl korku uçak havalandığında doruk noktasına ulaşıyor. Bazıları sadece türbülansa girildiğinde korkuyla yüzleşiyor. Bazılarında ise uçağa binme düşüncesi bile korkuyu tetiklemek için yeterli oluyor.

Korkuların temelinde genellikle yaşanmış öyküler yer alır. Bu öyküleri bulup çıkardığınızda, sorunun çözümüne büyük oranda yaklaşırsınız. Ama bu, zaman alan bir süreçtir. Bu yüzden bazı durumlarda nedeni sorgulama fırsatınız olmaz. Hemen  sonuç almanız gerekir.

Bir danışanımızın uçak korkusu vardı.

Kendisi, görevi gereği çok sık seyahat ediyordu. Uçağa binmekten çekindiği için bu seyahatleri eşiyle birlikte otomobille yapıyorlardı. Dolayısıyla bu durum her ikisi için aşırı derecede yorucu oluyordu.

Sohbet sırasında, aslında çok zorda kaldığı zaman uçağa binebildiğini ama, ayağı beton zemine değinceye kadar çektiklerinin bir işkenceden farklı olmadığını anlattı.

Bu işkenceye bir son vermek için, en kısa zamanda  EFT uygulamaya karar verdik.

Birkaç gün sonra fırsat çıktı. Danışanımızın acilen İzmir’e  gitmesi gerekti.  Zamanı çok  kısıtlıydı ve uçak yolculuğu  tek alternatif gibi görünüyordu.

Yoğun programının arasında, kısa bir görüşme için bir araya geldik. Önce sarkaç yöntemiyle bilinçaltı sorgulama yaparak korkusunun düzeyini sınadık. Duygusal tepkileri olağanüstü güçlüydü.

Bunun üzerine birkaç tur uzun Tepeleme uygulaması yaptık. Göğsünü sıkıştıran endişe seviyesi 8’den, 5-6 düzeyine kadar geriledi.

Sonra da Temporal Tepeleme uyguladık ve üzerindeki uçuş  geriliminden tamamen sıyrılmasını sağladık.

Tekrar Bilinçaltı Sorgulama uygulayarak “uçağa binme korkusu”nun etkisini büyük oranda yitirmiş olduğundan emin olduk. Tüm bu uygulamalar yarım saat içinde tamamlandı.

Ertesi gün danışanımızın duygu yoğunluğunun tahminimizden de fazla olduğunun farkına vardık. Çünkü sorgulama sırasında kullandığımız kristalin ucundan bir parça kopmuştu. Uygulama sırasında bunun farkına  varmamıştık ve kristali ondan başka kullanan olmamıştı.

Bir hafta sonra danışanımızdan beklediğimiz güzel haberi aldık. Her şey yolunda gitmiş ve çok rahat bir yolculuk yapmıştı.

O tarihten bu yana zaman zaman, fırsat bulduğu her yerde uçak korkusu probleminden nasıl kurtulduğunun öyküsünü anlattığının haberini alıyor ve mutlu oluyoruz.

Ahmet Aksoy

 

 

Eyl 122012
 
391 views

(Aşağıdaki yazı Haftalık Kitap Postası Dergisinin 07 Temmuz 2012 tarihli ilk sayısında yayınlanmıştır. )

STRES, çağdaş hastalıklarımızdan biri.
Gündelik endişelerimiz, kaygılarımız, korkularımız, karşılık bulmayan beklentilerimiz…
Bunların hepsi birer stres kaynağı.
Bizler, bu gündelik stres kaynaklarıyla açıkça yüzleşmek yerine onları bilinçaltımızın çekmecelerine tıkıştırmayı tercih ediyoruz. Üstlerini örtüyor, onları biriktiriyoruz. Görmezden gelip, unutmaya çalışıyoruz.
Ve sonra, durup dururken niçin sinirlendiğimizi, niçin hüzünlendiğimizi, ortada belirgin bir neden yokken herşeyden niçin korkar olduğumuzu merak ediyoruz.
Endişelerimiz, kaygılarımız, korkularımız ve karşılıksız beklentilerimiz bilinçaltımızın çekmecelerinde…
Stresin ana kaynağı da işte bu bilinçaltımızın çekmecelerinde biriktirdiklerimiz…
Ya çözüm?…
İşte bu çözümün adı: EFT-Tepeleme.
EFT, İngilizce “Emotional Freedom Techniques” sözcüklerinin kısaltılmış hali. Türkçe karşılığı: “Duygusal Özgürleşme Teknikleri”. Biz buna Türkçe “Tepeleme” diyoruz.
Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgilere http://eft-tepeleme.gamet.com.tr sitemizden ulaşabilirsiniz.
Bu tekniği herkesin bilmesinde yarar var.
Bu teknik, hem sırtımıza yüklediğimiz nasırlaşmış duygusal yüklerden arınmamızı sağlıyor; hem de yeni yüklerin oluşumunu en başından engelliyor. Dolayısıyla hem onarıcı, hem de koruyucu bir yapısı var.
EFT, tıbbi tedavilere bir alternatif değil. Ama, ilgili doktorun da izniyle etkin bir destek sağlayabilir.
EFT, ilköğretimin ilk basamaklarından itibaren, mümkünse daha erken yaşlarda öğrenilmesi gereken bir teknik. Çünkü bu teknik ömür boyu sürekli yararlanabileceğimiz önemli araçlar içeriyor. Tamamen teknik ve pratik. İlk başta uygulamayı bir uzman yardımıyla yapmalısınız. Biraz yetkinleştikten sonra kendi başınıza kolaylıkla yapabilirsiniz. EFT’nin etkili olması için özel felsefi inançlara da ihtiyacınız yok.
Deneyip sonucunu görün ve öyle karar verin.

EFT uygulamasının kökeni 4 bin yıl önceki Çin ve Japon akupressure tekniklerine kadar uzanıyor. Bu teknikler 20. yüzyılda batı tarafından anlaşılmaya, kabul görmeye ve günün şartlarına uyarlanmaya başlandı. İşte bu yeni uyarlamalardan bazıları 1950′lerden itbaren Uygulamalı Kinesioloji (Applied Kinesiology), Düşünce Alan Terapisi (TFT-Thought Field Therapy) gibi isimler altında tanındı ve kabul gördü.

1990′larda Gary Craig isimli bir mühendis tarafından geliştirilen ve “Duygusal Özgürleşme Teknikleri” olarak isimlendirilen EFT (Emotional Freedom Techniques) pratik ve etkin bir yöntem olarak hızla yaygınlaştı.

EFT, enerji meridyenlerinin varlığına dayanır. Oysa, batı dünyasında herşeyin temelinde madde yer alır. Bununla birlikte, Albert Einstein tarafından bilimsel olarak ortaya konduğu gibi, aslında madde de enerjiden oluşmaktadır. Bu bakış açısıyla, maddesel bir varlık olan vücudumuzun, kendi enerji meridyenlerindeki değişimlerden etkilenmesinin nedenlerini kavramak ta daha kolay olur. Akupunktur ve akupressure uygulamaları da aynı enerji modeline dayanmaktadır.

EFT’nin amacı, enerji akışında denge sağlamaktır. Bu amaçla, vücudumuzdaki bazı akupunktur noktaları, parmak uçlarıyla vuruşlar yapılarak kinetik olarak uyarılır.

Bir EFT uygulamasında zihnimizde belli bir ifade üzerinde yoğunlaşır ve aynı zamanda gerekli noktalara parmak uçlarıyla vururuz. Bu vuruşlar, kendimizi gergin hissettiğimiz zamanlarda masanın üzerinde parmaklarımızla tempo tutmaya benzer.

Klinik çalışmalar, enerji akışındaki aksamaların gerginliğe yol açtığını göstermektedir. EFT uygulaması ile enerji akışı düzenlenmekte ve gerginlikle başa çıkmak mümkün olmaktadır.

EFT uygulaması her seferinde sadece tek bir soruna odaklanarak yapılır. Enerji meridyenleri üzerindeki belirli noktalar parmak vuruşlarıyla uyarılır ve enerji akışındaki düzensizlikler yeniden bir düzene sokulur. Böylece, o sorunun vücutta yarattığı olumsuzluklar ortadan kalkar. Böyle bir durumda, daha altta yatan başka sorunların yüzeye çıkması da mümkündür. Açığa çıkarak farkedilir hale gelen yeni sorunlar da her seferinde birer birer ele alınarak çözümleme işlemine devam edilir. EFT uygulanan kişi, alttan çıkan sorunların daha önceden farkında bile olmayabilir.

Her kaygı ve endişe durumu bedenin çeşitli yerlerinde sorunlar yaratır. EFT yöntemiyle bu sorunların giderilmesini sağlıyoruz. EFT uygulamaları, uygulanan kişinin tepkisine bağlı olarak kısa veya uzun sürebilir. Sorun bazan tek bir uygulama ile aşılabilirken, bazan da uzun süreli tekrarlar gerektirebilir.
EFT duygusal sıkıntıların giderek yoğunlaştığı son yıllarda, etkin ve başarılı bir yardımcı çözüm aracı olarak hızla yaygınlaşmaktadır.

EFT’nin nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntılara sonraki yazılarımızda yer vereceğiz.

Ahmet Aksoy

ahmetaksoy@gamet.com.tr

Ağu 312012
 
784 views

(Aşağıdaki yazı Haftalık Kitap Postası Dergisinin 6. sayısında yayınlanmıştır.)

BİLİNÇALTI SORGULAMA

Tepeleme uygulamalarındaki kurgu cümleleri genel olarak bilinçaltındaki olumsuz duygu ve düşünceleri betimleyerek, onlarla yüzleşme fırsatı sağlar. Bu nedenle, bilinçaltımızdaki olumsuz duygu ve düşüncelerin doğru saptanması, Tepeleme uygulamasının hızlı ve etkin yanıt vermesini kolaylaştıracaktır.

Bazı uygulamacılar bu amaçla “Kas Testleri” yapar. Bu testler kol, el veya parmaklar aracılığı ile uygulanır ve bilinçaltının olumlu tepkilerinde eklemlerde kilitlenme oluşacağını; olumsuz yanıt verdiğinde ise bu tür kilitlenmeler olmayacağını varsayar. Kas testlerini tek başına uygulamak genellikle kolay değildir.

Biz aynı amaçla ve tek başına uygulanması çok daha kolay bir teknik olarak “Bilinçaltı Sorgulama” tekniğini kullanıyoruz.

Bilinçaltı Sorgulama tekniğinde kullandığımız araç, basit bir sarkaçtır. Bu sarkaç, kuartz veya benzeri bir kristale bağlı bir zincir şeklinde olabilir. Ya da ince bir ipin ucuna bir anahtar veya bir alyans bağlayarak kendi sarkacınızı kendiniz oluşturabilirsiniz. Önemli olan, sarkacın her yöne ve rahatça salınım yapabilmesidir.

Yaygın sarkaç hareketleri:
1- İleri-geri
2- Sağa sola
3- Saat yönünde dönüş
4- Ters saat yönünde dönüş
5- Sol ileri çapraz
6- Sağ ileri çapraz
7- Merkezde titreme
şeklindedir.

Bilinçaltı Sorgulama’da bilinçaltının olumlu ve olumsuz yanıtlarda ve kararsız kaldığı durumlarda hep aynı tepkiyi verdiği varsayılır. Ancak bu tepki aynı kişi için bile yere ve zamana bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu yüzden sorgulamaya başlamadan önce, ilk işlem olarak kalibrasyon yapılır ve hangi hareketlerin hangi yanıtlara karşılık geldiği belirlenir.

Bilinçaltı Sorgulama sırasında kullanılan tüm soruların Evet veya Hayır şeklinde yanıtlanacak veya onaylanacak/reddedilecek yapıda ve olabildiğince basit olması çok önemlidir. Kalibrasyon aşamasındaki sorular da aynı kriterlere uymalıdır.

İşlemler sırasında kullanılacak sarkacın zinciri veya ipi çok kısa veya çok uzun olmamalıdır. İp kısaldıkça tepki süresi kısalır. İp uzadıkça tepki süresi uzar. Genellikle 10-15 santimetrelik bir ip – zincir boyu uygundur.

Sorgulama sırasında kendinizi kasmamaya özen gösterin. Dirseğinizi gövdenize yaslayarak kolunuzu öne doğru uzatabilir ve zincirin ucunu işaret ve baş parmaklarınızla tutabilirsiniz. Hangi elinizi kullandığınızın önemi yoktur. Ancak sorgulamayı da kalibrasyonu yaptığınız elinizle sürdürmelisiniz. Eğer Bilinçaltı Sorgulama sırasında elinizi değiştirme ihtiyacı duyarsanız, yeniden kalibrasyon yapmayı ihmal etmeyin.

Zinciri yönlendirmek veya sabit tutmak için özel bir çaba sarfetmeyin. Kaslarınızı gevşetin. Herşeyi doğal akışına bırakın. Unutmayalım ki sarkaç, sadece bilinçaltının tepkilerini görünür hale getirmeye yarayan bir araçtır. Sarkacın kendi başına bir değerlendirme veya yönlendirme becerisi yoktur. Sarkaç, gaipten haberler vermez!

KALİBRASYON

Birinci Aşama: Kalibrasyon için önce yanıtı kesinlikle “Evet” olan bir kaç soru sorulur veya cümle kurulur:

Örneğin benim ilk kalibrasyon cümlem çoğunlukla şöyledir:
“Benim adım Ahmet.”
Genellikle buna yanıt olarak sarkacım ileri-geri yönde sallanır. Bu cümleyi yanıtın yönünden emin oluncaya kadar peşpeşe ve hızlı bir şekilde yinelerim.

Aynı cümleyi “Benim adım Ahmet mi?” şeklinde soru haline çevirerek kullanmak ta aynı işlevi görür.

Eğer ilk soruya veya cümleye belirgin bir yanıt alamazsanız, benzer nitelikte ve yanıtı yine “Evet” olan başka sorular yöneltebilirsiniz. İlk denemelerinizde hemen yanıt alamamak, belirgin bir hareketin oluşamaması gibi bazı belirsizlikler yaşayabilirsiniz. Sorgulama konusunda uzmanlaştıkça, bu tür belirsizlikler giderek azalacaktır.

İkinci Aşama: Bu kez yanıtı kesinlikle “Hayır” olan bir soru sorulur veya cümle kurulur. Yine benim kullandığım klasik soru, sıcak yaz günlerinde “Dışarıda kar yağıyor” veya kış mevsimindeysek “Şu anda plajda güneşleniyorum.” şeklindedir. Benim “Hayır” yanıtlarım genellikle sarkacın sağa-sola sallanması şeklinde olur.

Eğer “Evet” veya “Hayır” yanıtlarından herhangi birini belirgin bir şekilde alamıyor; ya da çelişkili yanıtlar alıyorsanız bulunduğunuz koşullar, bu sorgulamayı yapmaya uygun değil demektir. Böyle bir durumda ısrarcı olmayın. Bulunduğunuz mekanı değiştirin, ya da işlemi bir başka zamana erteleyin.

SORGULAMA

Kalibrasyon işlemini tamamlayıp “Evet” ve “Hayır” yanıtlarınızın yönlerini belirlediğinizde, sorgulama işlemlerine geçebilirsiniz.

Sorgulamada kullanacağınız tüm soru ve cümleler kısa ve net olmalıdır.

Aşağıda “Zenginlik ve Para” konulu bir Bilinçaltı Sorgulamada kullandığımız örnek cümleler ve elde ettiğimiz yanıtlar bulunuyor:

Evet: İleri – geri
Hayır: Sağa – sola
Parayla ilgili bir sorunum yok. – Hayır
Yeterli para kazanamamak beni rahatsız ediyor – Evet
Çok para kazanmak kötüdür – Evet
Çok para kazanmak iyidir – Hayır
Paranın gelişini reddediyorum – Evet
Paranın bana doğru akışını engelliyorum. – Evet
Parasızlık konusunda kendimi suçluyorum. – Evet
Eski borçlarım beni artık üzmüyor. – Hayır
Tepeleme parasal sorunlarımı çözer. – Evet

Bu kısa sorgulama, danışanımızın para kazanmaya karşı tepki duyduğunu, fazla paranın büyük bir sorun kaynağı olacağına inandığını gösteriyor. Bu gibi inançlar, genellikle mali konularda kendi kendini sabote etme davranışlarına neden olur.

Bilinçaltı Sorgulama Tekniğini herhangi bir konuda kararsız kaldığınız noktaları netleştirmek amacıyla da kullanabilirsiniz.

Bir başka danışanımızın sorgulama örneğinde şu soru ve yanıtlara ulaştık:
Sorgulama uyguladığımız danışanımız istediği gibi bir iş bulamadığını, çünkü yaşının ilerlemiş olduğunu, iş için gerekli yeterliğe sahip olmadığını düşünüyordu.

Evet: Saat yönünde dönüş
Hayır: İleri – geri
Öncelikle para kazanma ve kendine güven durumunu sorguladık.

İşsizlik beni rahatsız ediyor – Evet
Çok para kazanmak kötüdür – Belirsiz (Olduğu yerde titremeler)
Çok para kazanmak iyi bir şeydir – Evet
Ben kendimi değerli buluyorum – Evet

İş bulamamaktan rahatsız olduğu kesin ama para kazanmak ve kendine güven açısından olumsuz bir inancı bulunmuyor.

İkinci aşamada iş bulmakla ilgili sorulara yöneldik:

İstediğim zaman, istediğim işi bulabilirim – Hayır
İstediğim işi bulmak için yaşım fazla – Evet
Bulduğum işte o işin hakkını veremiyorum – Evet
Para kazanma konusunda çok tembelim – Hayır
Çok şanssız olduğuma inanıyorum – Evet

Aldığımız yanıtlar, danışanımızın iş bulma ve işin hakkını verme konusunda olumsuz inançlara sahip olduğunu gösteriyor. Tembel olmadığına ama, şanssız olduğuna inanıyor.

Danışanımızın masörlük sertifikası var. Ancak, bu işi yapmaya çalıştığında yoğun bel ağrıları yüzünden çalışmayı sürdüremiyor.

Masörlük yaparken belimin ağrıması o işi yapmak istemediğim için – Evet
Başarılı olmak beni korkutuyor – Hafif Hayır
Çalışırken kendimi sabote ediyorum – EVET (çok kuvvetli)
İşe girsem de işten çıkarılacağımdan korkuyorum – EVET

Bu durumda danışanımızın para kazanmaya veya zenginliğe karşı olumsuz bir tepki duymadığı; ancak, başarı korkusu nedeniyle kendi kendini sabote ettiği anlaşılıyor.

Bilinçaltı Sorgulama tekniği, kendi kendinize uyguladığınızda, bilinçli zihninizdeki yanıtlarla bilinçaltınızın yanıtlarını karşılaştırma olanağı sağlar. Kendinize itiraf edemediğiniz korkularınızı, endişelerinizi, beklentilerinizi açığa çıkarır. Eğer danışanlarınıza uygularsanız, gerçek sorunlarının ne olduğunu belirlemeniz kolaylaşır; en azından zaman kazanırsınız.

Kullanacağınız sarkaçla ilgili bir kaç önemli noktayı tekrar hatırlatayım: Sağlıklı sonuçlar alabilmek için, kullanacağınız sarkaç mutlaka dengede olmalıdır. Bu nedenle profesyonel bir elden çıkmış bir sarkaç edinmenizi öneriyorum. Sarkacın olumsuz enerji yüklenmiş olma olasılığına karşı her yeni kullanımdan önce akan su altında yıkayarak topraklama yapmanız yerinde olacaktır.

İyi sorgular!..
Görüşmek üzere…

Ahmet Aksoy
ahmetaksoy@gamet.com.tr
www.gamet.com.tr

Not: Bilinçaltı Sorgulama konusunda uygulamalı atölye çalışmalarımız vardır. Ayrıntıları, www.gamet.com.tr site adresimizde bulabilirsiniz.

May 142012
 
426 views

paraSiz de çok çalıştığı halde iki yakasını bir araya getirmekte zorlananlardan mısınız?

Eğer öyleyseniz, EFT, sizin için de etkin bir çözüm olabilir.

Yapılan araştırmalarda, insanların ezici çoğunluğunun “PARA” ve “ZENGİNLİK” konusunda olumsuz yargılara sahip olduğunu gösteriyor. “Tüm kötülüklerin anası paradır.” anlamına gelen özdeyişler neredeyse tüm kültürlerde mevcut.

Oysa para sadece bir değişim aracıdır. Para “nötr” bir nesnedir. Kendi başına hiç bir şey yapamaz. Onu iyi veya kötü amaçlarla kullanmak, ona sahip olan kişi veya grupların  elindedir.

Bu nedenle, parayı suçlamak yerine, bizim onunla ilgili düşünce ve duygularımızı masaya yatırmak çok daha yararlı olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerin, çocukluk döneminize kadar ulaşıyor olması kuvvetle muhtemel.

Çocukluk döneminizi baz alarak şunları yanıtlayın:

1- Ailenizin gelirini kim ve nasıl yönetirdi?

2- Aile büyükleriniz veya yakın kişiler size para hakkında neler söylerdi?

3- Bir çocuk olarak siz parayı nasıl değerlendirirdiniz?

4- Aile çevrenizde para, zenginlik ve zengin kişiler hakkında ne gibi genellemeler ve değerlendirmeler yapılırdı?

5- Para ile ilgili olarak ailenizin görüşü ile sizin şimdiki görüşünüz ne kadar uyuşuyor?

6- İnandığınız düşünceler şu anki yaşantınızı nasıl etkiliyor?

7- Gerektiğinde parayla ilgili düşüncelerinizi değiştirmeye hazır mısınız?

8-Acaba gereğinden fazla para kazanmak sizi korkutuyor olabilir mi? Acaba kendi kendinizi engelliyor olabilir misiniz?

Kendinize bu soruları sorun ve sonuçla yüzleşmeye hazır olun!

EFT bu konuda size yardımcı olabilir.

Yazımızın ikinci bölümünde uygulama açıklamaları yer almaktadır.:
ZENGİN OLMANIN 8 PÜF NOKTASI : EFT (2)
Ahmet Aksoy