?> Genel arşivleri - Tepeleme
Ara 102014
 
307 views

Topluluk Önünde Konuşma Korkusu Nasıl Aşılır?

Hepimiz irili-ufaklı bir sürü korkuya sahibiz.

Ancak, korkularımızın olması, korkulacak bir şey değildir.

Çünkü bu korkuların pek çoğu sağlıklı bir yaşam sürdürmemizde etkin bir rol oynar. Korkular, yaşamımızı riske atacak davranışlardan bizi korurlar.

Eğer mikroplardan, hasta olmaktan korkmazsak hijyen bizim için önemini yitirir; dolayısıyla biz de hastalıkları ve kötü yaşam koşullarını kendi rızamızla yaşamımızın içine pervasızca dahil ederiz.

Eğer yangından korkmasak pek çoğumuz çocuklarımızın kibritle, çakmakla oynamalarına aldırmaz, sonunda, çok ağır bedeller ödemek zorunda kalırız.

Korkular gerekli ve yararlı davranış biçimleridir. Yeter ki korkularımızın boyutu yaşam kalitemizi gereksiz yere ve olumsuz yönde etkileyecek kadar büyümesin!

Topluluk önünde konuşma korkusu (latince adıyla glossofobi) eğer bir topluluk önünde konuşma ihtiyacınız yoksa, sizin için önemli bir sorun yaratmaz. Belki de böyle bir korkunuz olduğunun farkına bile varmazsınız.

Mesela, “Ben, insanların önünde konuşmayı sevmem!” deyip geçersiniz. Kimse de sizi ayıplamaz.

Ama büyük bir şirkette çalışıyor ve hele yöneticilik yapıyorsanız, ya da göreviniz icabı müşterilere, şirket çalışanlarına veya yöneticilere sunum yapmak zorunda kalıyorsanız durum birdenbire değişir. Yapacağınız sunumu “ben konuşmayı sevmem” gibi gerekçelerle savuşturamazsınız…

Eğer bu tür fırsatlardan yararlanmak yerine onları engellemeye çalışırsanız, işte o zaman, yaşamınızın kalitesi bu korkunuz tarafından olumsuz yönde etkilenmeye başladı demektir.
Oysa aşırılaşan korkularla başa çıkmak hiç te sanıldığı kadar zor değildir. Tam tersine, korkularınızdan kaçarsanız, onların daha da büyümelerine uygun bir ortam sağlarsınız.
Çözüm, korkularınızla yüzleşmektir.

EFT Tepeleme yöntemi korkularınızla yüzleşmenizi sağlar ve onların sizi olumsuz şekilde yönlendirmelerini engeller.

http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/topluluk-onunde-konusma-korkusu-olanlar-icin-eft-tepeleme/ adresindeki yazımda, topluluk önünde konuşma korkusunu gidermek için bir EFT uygulama örneği verdim. Eğer EFT yöntemini zaten tanıyor ve onu kullanıyorsanız, verdiğim o örnekten doğrudan yararlanmanız mümkündür.

Eğer EFT Tepeleme yöntemine kendi başınıza kullanabilecek kadar hakim değilseniz, o zaman ya bize gelin, ya da yakın çevrenizdeki bir EFT Tepeleme uzmanına danışın. O sizi yönlendirecektir.

Topluluk Karşısında Konuşma Korkusu, istatistiklere göre en yaygın korku türüdür. Onun bu kerte yaygınlaşmasındaki temel etmen, insanların bu korkuyla yüzleşmek yerine ondan kaçınmayı tercih etmeleridir. Bu kaçış denemeleri, bir işe yaramadıkları bir yana, o korkuyu daha da büyütür ve kaçacak yer kalmadığında bir krizle noktalanır.

Size, diğer korkularınızla olduğu gibi, Topluluk Karşısında Konuşma Korkusu ile de barışık yaşamanızı, onunla yüzleşmenizi öneriyorum. EFT yöntemi size yardımcı olmaya hazırdır.

Deneyin, sonucunu görün!

ahmet aksoy

Haz 092013
 
174 views

Yine korkulardan bahsedeceğim.

ÖlümÇünkü, ne yaparsak yapalım, korkular, yaşamımızın doğal bir parçası olmaya devam ediyor. Onlardan kaçmanın, onları görmezden gelmeye çalışmanın bize bir faydası olmuyor. Korkularımızı tetikleyecek ortamlardan kaçınmanın da hiç bir yararı yok.

Korkularımızı biz seçmiyoruz. Onlar, bizim bilinçli tercihlerimiz değil. Ama varlar. Biz istemesek te, var olmaya devam ediyorlar.

İşte bu yüzden, korkularımızla başa çıkmanın aslında hiç te o kadar zor olmadığını bilmeli, çözüm yolları bulunduğunun  farkında ve bilincinde olmalıyız.

Orta yaşlıların yaşadığı en yaygın korkulardan biri, ölüm korkusu.

Mantıklı bir durum. Yaşamak, güzeldir ne de olsa. Yaş ilerleyince, kaçınılmaz olan son da yaklaşıyor ve korkuyu tetikliyor.

Ancak, danışanlarımızla yaptığımız görüşmelerde ölüm korkusunun aslında pek te kişisel olmadığını gözlüyoruz.

Aslında insanlar ölmekten korkmuyor.  Onların asıl korkuları, kendilerini sorumlu hissettikleri kişileri yalnız ve çaresiz bırakmak. İnsanlar, işte bundan korkuyor. Çünkü ölümün doğal bir sonuç olduğunun farkındalar. Ama yapmak zorunda olduklarını düşündükleri ve henüz tamamlayamadıkları bazı işleri yarım bırakma olasılığı onları korkutuyor.

Şu dizeler de bunu vurgulamıyor mu?

Ölüm Allahın emri/ Ayrılık olmasaydı...”

EFT – Tepeleme, bu açıdan çok yararlı bir yöntem.

Eğer böyle bir sorununuz varsa ve yardım alma fırsatı bulamadıysanız kendinizi bu bakış açısıyla sorgulayın.

Sizi korkutan ne? Ölümün kendisi mi?

Yoksa henüz tamamlayamadığınız işler mi var?

Siz olmazsanız çaresiz kalacağını düşündüğünüz kişiler mi var?

İlk aşamada bunun yanıtını bulun.

Eğer gerçekten de ölümün kendisinden, ölmek kavramından korkuyorsanız, aşağıdaki kurgu cümlesini kullanarak Tepeleme uygulayabilirsiniz. Uzun reçeteyi kullanın. Ağır sorunlarda, kısaltılmış reçeteler yeterince etkili olmayabilir.

Kurgu cümlesi: Ölmekten korkuyor olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.

Eğer asıl korkunuz kişisel değil de, sevdiğiniz kişileri yalnız ve çaresiz bırakma olasılığından kaynaklanıyor ise, bu konuda ne gibi önlemler alabileceğinizi düşünün.  O sevdiğiniz insanların size muhtaç kalmadan, kendi ayaklarının üzerinde durabilmesinin şartlarını yaratın. Bu durumda da Tepeleme yapabilirsiniz. Ancak kurgu cümlenizin, asıl soruna odaklanması gerekir.

Özetle, “Hiç ölmeyecekmiş gibi çalış, yarın ölecekmiş gibi yaşa.” düsturuyla hareket etmek en doğrusudur.

Yapacaklarını erteleme, süründürme. Üstlendiğin sorumlulukların gereğini en kısa zamanda yerine getir. Ancak, yeni sorumlulukları gönül rahatlığıyla üstlenmekten de geri durma.

Çünkü, ölümün ne zaman ve nasıl geleceğini bilmemiz mümkün değildir.

Bu, kaçınılmaz bir gerçeklik; ancak dolu dolu yaşamaktan vazgeçmek için de bir mazeret olamaz.

Her ne olursa olsun,  hem sorumluluklarınızı yerine getirmeye, hem de hayatınızı dolu dolu yaşamaya devam edin.

EFT – Tepeleme, size, sorunlarınızla yüzleşmede yardımcı olacaktır.

Ahmet Aksoy

 

 

Oca 172013
 
204 views
İsmek EFT - Tepeleme Tanıtım

Beşiktaş-İsmek Kursiyerlerine EFT-Tepeleme Tanıtımı

Geçen yılın son EFT-Tepeleme tanıtım çalışması için 29 Aralık 2012 tarihinde Beşiktaş İsmek Emlak Kursu öğrencileriyle bir araya geldik.

Yaklaşık 3 saat süren çalışmalarımız, interaktif bir ortamda sürdü. Teorik bilgilerin aktarımı sırasında kursiyerlerden gelen soruları anında yanıtlayarak konuların anlaşılırlığını pekiştirdik.

Tanıtım sırasında, kursiyerlerden birinin kulak çınlaması sorunuyla ilgili örnek çalışma yaptık. Bir başka kursiyer ile de, özgüven eksikliği sorununu ele aldık.

Bu çalışmanın amacı, stresle yüzleşmeye en çok ihtiyaç duyan mesleklerden biri olan Emlakçı adaylarına, EFT – Tepeleme yöntemi ile olası gerilimlerle nasıl başa çıkabileceklerini göstermekti.

Böyle bir yöntemin varlığından bile haberi olmayan insanlara  bu etkin aracı olabildiğince tanıtmayı, kendimiz için zorunlu bir görev olarak görüyoruz.

2013 yılında daha etkin çalışmalar yapmak ve daha çok insana ulaşmak temel  hedeflerimizden biri.

2013 yılının herkes için hedeflerine ve beklentilerine çok daha uygun bir yıl olmasını diliyoruz.

Ahmet Aksoy

 

Ara 262012
 
434 views

Aşk Acısı ile Nasıl Başa Çıkılır?

ayrilik

Yaşamayan bilmez!
Aşk, insanın aklını başından alır.
Aşk acısı ise, hem insanın aklını başından alır, hem de elini kolunu bağlayıp, çaresiz bırakır.

Öncelikle şu kavram karışıklığını ortadan kaldıralım: aşk ile sevgi tamamen farklı şeylerdir.
Çünkü sevgi emek ister. Mantıkla güçlenir. Sevgi, sizin seçiminizdir.
Oysa aşk kendiliğinden gelir. Çoğu kez geliyorum bile demeden.
Aşk bir hipnozdur. Mantığın bittiği yerde başlar ve tamamiyle beynimizin sağ lobu tarafından yönetilir. Sadece duygulara dayanır. Zaman kavramını ve mantıksal değerlendirmeleri ortadan kaldırır.

Ve böyle derin bir hipnozdan birdenbire, bir şok yaşayarak çıktığınızda, her şey birbirine girer. Neyin gerçek, neyin hayal olduğunu ayırt etmekte; yaşamın suratınıza vurduğu tokatı sindirmekte zorlanırsınız.

Aşk acısının en ağır olanı ise, haksız gerekçelerle -üstelik suçlanarak- terkedilmektir.

Bir danışanımız bunu yaşadı.

Bizi aradığında iki gündür uyuyamıyor, yemek yiyemiyor ve sürekli ağlıyormuş. İşe gidememiş.
Erkek arkadaşı onu -kendisini aldattığını iddia ederek- terketmiş. Ama o, böyle bir şey yapmamış…

Önce uzun uzun konuştuk.
Ortaya şu tür ayrıntılar çıktı:
1- Yürek daralması, nefes daralması var. Dünyayla irtibatı kesilmiş gibi hissediyor. Yaşam enerjisini yitirmiş. Başı ağrıyor ve içi yanıyor.
2- Asıl sorunu terkedilmek değil
3- Haksız yere suçlanmak ağır geliyor
4- Kendini affettirmeye çalışmak ağır geliyor.
5- Haksız yere terkedilmeyi kabullenemiyor.

Önce kabullenememe sorununu ele aldık:
“Arkadaşımla ayrılmayı kabullenemesem de kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Konuşmalar sırasında rahatladığı için şiddet 8’e düşmüş durumda.
Uzun uygulama yaptık.
Birinci tur: Şiddet 7’ye düştü. Göğsü daha rahat. Hafif baş ağrısı var. İç yanması sürüyor.
İkinci tur: Şiddet 6-7 arası. Göğüsteki yanma hafifledi. Nefes iyi. İç yanması devam ediyor. Baş ağrısı yer değiştirdi.
Üçüncü tur: Kendini daha iyi hissediyor. Yanma geçti. Baş ağrısı sürüyor. Şiddet: 4.
Dördüncü tur: Sadece baş ağrısı kaldı. Şiddet sıfırlandı.

Tekrar konuştuk.
Arkadaşını kaybetmemek için “saçmalıklar” yaptığını ve kendini küçük düşürdüğünü düşünüyor. Kendini suçlama ön plana çıktı.
Kurgu cümlemizi yeniden düzenledik.
“Arkadaşımı kaybetmemek için yaptığım saçmalıklar yüzünden kendimi küçük düşürmüş olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Hakim duygular: Değersizlik hissi ve baş ağrısı. Şiddet: 8.
Birinci tur: Duygular hafifledi. Baş ağrısı yer değiştiriyor. Şiddet: 5.
İkinci tur: Duygular hafifliyor. Baş ağrısı yer değiştiriyor ve azalıp, çoğalıyor. Şiddet: Sıfr.

Kurgumuzu yeniledik:
“Değerli olduğumu bildiğim halde yaptığım saçmalıklara kızıyor olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Başlangıç: Yanma hissi, baş ağrısı, nefeste daralma, kızgınlık. Şiddet: 6
Birinci tur: Kızgınlık geçti. Onun yerine acı hissi başladı. Şiddet: 6
İkinci tur: Sadece baş ağrısı var. Şiddet: 3
Üçüncü tur: Acı duygusu geçti. Hafif bir sıkıntı var. Şiddet: 3
Dördüncü tur: Sıkıntı da geçti. Şiddet: 0

Danışanımızı rahatlamış olarak uğurladık.

İki gün sonra kendini tekrar kötü hissetmiş. Ancak bize ulaşamamış ama, kendi başına atlatabilmiş.

İlk görüşmeden dört gün sonra yine bir çalışma yaptık.
Artık ayrılık veya terkedilmişlikle ilgili duygusal sorunlar yaşamıyordu. Asıl sorunu, düştüğü durum nedeniyle kendini suçlamaya dönüşmüştü.

Danışanımızın günlük yaşamını sürdürmesini ve çalışmasını engelleyen sorunları tamamen ortadan kalktı.
Artık randevularını bile iş yoğunluğu nedeniyle erteleyebiliyor. 🙂

Ahmet Aksoy

Not: Başa çıkmakta zorlandığınız duygusal sorunlarınız için bize başvurun (0216 450 5784). Yaşam acı çekmeye değmiyor. Yaşamak güzel!

 

Eki 102012
 
418 views

Uçak korkusu

Yüksekten korkma, doğal bir korunma içgüdüsüdür. Yüksek bir yerden düşme olasılığını azaltmaya yönelen koruyucu bir davranıştır.

Ancak bu durum, güvenli bir ortamdayken bile “tehlike” sinyallerinin tetiklenmesini engelleyemiyorsa, durum kontrolden çıkmış ve koruyuculuk özelliğinin ötesine geçmiş demektir.

Uçak korkusu da benzer bir korku.

Sigorta şirketlerinin itibar ettiği istatistiklere göre en güvenilir ulaşım araçları uçaklar. Bu da çok doğal. Çünkü uçak maliyetleri çok yüksek. Bu yüzden havayolu şirketleri, yatırımlarını güven altına almak için gerekli güvenlik önlemlerini fazlasıyla yerine getirmek zorundalar.

Bu kadar güvenli bir ulaşım aracından korku duymayı, mantıklı bir gerekçeyle açıklamak pek mümkün değil.

Uçak korkusu, çeşitli özellikler taşıyabiliyor. Örneğin bazılarının korkusu uçak havalandığında bitiyor. Oysa bazılarında asıl korku uçak havalandığında doruk noktasına ulaşıyor. Bazıları sadece türbülansa girildiğinde korkuyla yüzleşiyor. Bazılarında ise uçağa binme düşüncesi bile korkuyu tetiklemek için yeterli oluyor.

Korkuların temelinde genellikle yaşanmış öyküler yer alır. Bu öyküleri bulup çıkardığınızda, sorunun çözümüne büyük oranda yaklaşırsınız. Ama bu, zaman alan bir süreçtir. Bu yüzden bazı durumlarda nedeni sorgulama fırsatınız olmaz. Hemen  sonuç almanız gerekir.

Bir danışanımızın uçak korkusu vardı.

Kendisi, görevi gereği çok sık seyahat ediyordu. Uçağa binmekten çekindiği için bu seyahatleri eşiyle birlikte otomobille yapıyorlardı. Dolayısıyla bu durum her ikisi için aşırı derecede yorucu oluyordu.

Sohbet sırasında, aslında çok zorda kaldığı zaman uçağa binebildiğini ama, ayağı beton zemine değinceye kadar çektiklerinin bir işkenceden farklı olmadığını anlattı.

Bu işkenceye bir son vermek için, en kısa zamanda  EFT uygulamaya karar verdik.

Birkaç gün sonra fırsat çıktı. Danışanımızın acilen İzmir’e  gitmesi gerekti.  Zamanı çok  kısıtlıydı ve uçak yolculuğu  tek alternatif gibi görünüyordu.

Yoğun programının arasında, kısa bir görüşme için bir araya geldik. Önce sarkaç yöntemiyle bilinçaltı sorgulama yaparak korkusunun düzeyini sınadık. Duygusal tepkileri olağanüstü güçlüydü.

Bunun üzerine birkaç tur uzun Tepeleme uygulaması yaptık. Göğsünü sıkıştıran endişe seviyesi 8’den, 5-6 düzeyine kadar geriledi.

Sonra da Temporal Tepeleme uyguladık ve üzerindeki uçuş  geriliminden tamamen sıyrılmasını sağladık.

Tekrar Bilinçaltı Sorgulama uygulayarak “uçağa binme korkusu”nun etkisini büyük oranda yitirmiş olduğundan emin olduk. Tüm bu uygulamalar yarım saat içinde tamamlandı.

Ertesi gün danışanımızın duygu yoğunluğunun tahminimizden de fazla olduğunun farkına vardık. Çünkü sorgulama sırasında kullandığımız kristalin ucundan bir parça kopmuştu. Uygulama sırasında bunun farkına  varmamıştık ve kristali ondan başka kullanan olmamıştı.

Bir hafta sonra danışanımızdan beklediğimiz güzel haberi aldık. Her şey yolunda gitmiş ve çok rahat bir yolculuk yapmıştı.

O tarihten bu yana zaman zaman, fırsat bulduğu her yerde uçak korkusu probleminden nasıl kurtulduğunun öyküsünü anlattığının haberini alıyor ve mutlu oluyoruz.

Ahmet Aksoy

 

 

Eki 042012
 
361 views

Bir danışanımızın sorunu geceleri düzenli uyuyamamak ve aldığı fazla kilolar idi.
Her gece 8-10 kez uyanıyor ve her seferinde mutfağa gidip rasgele bir şeyler atıştırıyordu.

Aslında bakımlı bir kadındı. Düzenli eksersiz yapıyordu. Bu yüzden kilosunu göstermiyordu. Ama farklı yer ve tartılarda alınan ölçümler 20 kiloluk bir fazlalığı belgeliyordu.

Aşırı ve düzensiz beslenmenin altında genellikle duygusal sorunlar yatar. Katı bir disiplinle uygulanan diyetlerin bile kalıcı çözüm üretememesinin nedeni budur. Çünkü siz sonuçlar üzerinde ne denli yoğun uğraşlar verirseniz verin, asıl nedenleri ortadan kaldırmadıkça kalıcı bir başarı elde etmeniz mümkün olmaz.

Bu yüzden danışanımıza bilinçaltı sorgulama uygulamaya başladık.

Sorgular sırasında gece atıştırmalarını karanlıkta ve gizlice yaptığı ortaya çıktı. Bir şeylerden saklanıyor gibiydi. Acıktığı için yemek yemiyordu. Üstelik gece karanlığında bilinçsizce o kadar fazla şey tüketiyordu ki, gündüz yemek yemeye gereksinim duymuyordu.
Danışanımız babasını kaybetmişti. Annesi ise tek başına eski evlerinde kalıyordu.
Aile ilişkilerine girdiğimizde danışanımızın çocukluk döneminde anne ile babanın sık sık kavga ettiği; bu kavgaların da genellikle yemek masasında patlak verdiği ortaya çıktı. Kavga sertleştiğinde baba anneyi sofradan kovuyor, danışanımız da annesini desteklemek için karnını doyurmadan sofradan kalkıyordu.

İlerleyen saatlerde ortalık yatışıyor ve anne, karanlıkta yatağının içinde büzülmüş halde bekleyen danışanımıza gizlice yiyecek bir şeyler getiriyordu. Baba farketmesin diye tüm bunlar karanlıkta yapılıyordu.

Böylece gece uyku bölünmelerinin ve karanlıkta aceleyle yapılan bilinçsiz atıştırmaların nedeni açıklığa kavuşmuş oldu.

Hemen Tepeleme uyguladık.

Olayı zihninde görüntüleyen danışanımızın göğsü daralıyordu. Hissettiği duygusal şiddet maksimumdu.

Gözyaşları arasında 4 tur uzun uygulama yaptık. Sonunda her şey sakinleşti.

Ertesi gün danışanımızla yaptığımız telefon görüşmesinde uzun zamandır ilk kez uyuyabildiğini müjdeledi. Tüm gece boyunca sadece bir kaç kez uyanmıştı.

İki gün sonra tepeleme uygulamasını yineledik.

Bir kaç gün sonraki telefon görüşmesinde uykusunun çok daha düzenli hale geldiğini ve gece atıştırmalarının tamamen son bulduğunu öğrendik. Mutluluğu sesinden kolayca anlaşılıyordu. Aynı mutluluk duygusu bizi de sarmaladı.

EFT-Tepeleme uygulamalarında ele alınan sorunun doğru tespit edilmesi, uygulamanın başarıyla sonuçlanmasında büyük önem taşır. Yapılan yanlış uygulamalar, duygusal sıkıntıları gidermek bir yana, daha da pekişmelerine neden olur. İşte bu yüzden, Bilinçaltı Sorgulama, ele aldığımız sorunların danışanımızın bilinçaltı tarafından nasıl değerlendirildiğini anlamamızda en büyük yardımcımızdır.

Ahmet Aksoy

Gamet Gelişim – 0216 450 5784

Not: Yukarıdaki satırlarda hep “biz” dediğimi farketmişsinizdir. Bunu bilinçli olarak yaptım. Çünkü Tepeleme uygulamalarımızın sorgulama bölümlerine çoğunlukla eşimle birlikte katılırız. Uyguladığımız çapraz sorgulama, sonuca daha hızlı ve doğru ulaşmamızı sağlar.

Eyl 272012
 
199 views

Çöp Kutusu

Çöp görelidir. Mutlak değildir. Kişiye, duruma, biçime ve zamana göre değişir.

Örneğin sabah kahvaltınızı yaptığınız sıcacık ekmek, birkaç gün açıkta kaldığında sizin için çöpe dönüşebilir. Oysa aynı bayat ekmek parçası bir başkası için köfte harcına katılacak veya tirit yapılacak mükemmel bir malzeme olabilir. Ya da kuşlar veya sokak hayvanları için bir ziyafete dönüşebilir.

Tekrar anımsayalım: çöp, yeri, zamanı ve biçimi uygun olmayan herşeyi kapsar.

Şimdi sizinle birkaç küçük deney yapalım!

Elinize bir bardak temiz, içilebilir su alın. Hatta birazını için. Kalanını da buzdolabının dondurucu bölümüne koyup yarım saat kadar bekleyin ve bardağı tekrar çıkarın.

Bardak aynı bardak; su, yarım saat önce tadına baktığınız suyun aynısı. Ancak bu kez katı halde. Eğer hala susuzluğunuzu gidermek istiyorsanız, artık işinize yaramayacak. Bu özel koşullarda bardağın içindeki su –yani buz- sizin için bir çöpe dönüşmüştür. Eğer çok zor koşullar altında değilseniz, o buzu erittiğinizde elde ettiğiniz suyun görüntüsünü ve tadını beğenmeyip içmeyi tercih etmeyebilirsiniz.

Bardağınıza yeniden temiz su doldurun. Sonra o bardağın içine bir tel saçınızı, ya da ağzınıza sokmayı tercih etmeyeceğiniz herhangi bir maddeyi atın. Şimdi aynı suyu gönül rahatlığıyla içer misiniz? (Bu davranış sadece insanlara özgü değil. Örneğin bizim kedimiz, su kabına yabancı bir madde düştüğünde, bu madde kendi tüyü bile olsa oradan su içmeyi reddediyor.)

Fırından yeni çıkmış, mis gibi kokan taze buğday ekmeği, gluten alerjisi olan biri için zehirli bir çöptür.

Defter arasında kurutulmuş küçücük bir yaprak sizin için çocukluğunuzdan esintiler taşıyan değerli bir anı olabilir. Oysa sizin dışınızdaki hemen herkes için tamamiyle anlamsız, değersiz bir çöptür o.

Ama yine de unutmayın ki, sizin çöpünüz, bir başkasının hazinesi olabilir!

Ahmet Aksoy