?> Aralık 2012 - Tepeleme
Ara 282012
 
274 views

Stres’e Boyun Eğmeyin! Stresi Tepeleyin!
Gamet Gelişim EFT – Tepeleme Atölyemize Katılın

DİKKAT! BU KAMPANYA SONA ERMİŞTİR!

15 Ocak 2013 Salı günü başlayacak olan EFT-Tepeleme Atölyelerimizin ilk bölümü Salı, ikinci bölümü Perşembe günleri yapılacaktır. Atölyeler her hafta yeniden düzenlenecektir.

EFT-Tepeleme Atölyesi:
Toplam Atölye süresi: 4 saat
Salı günleri: 19.00-21.00 (2 saat)
Perşembe günleri: 19.00-21.00 (2 saat)
İçerik: İlk 1 saatlik çalışma teorik ve tarihsel bilgilendirmeye ayrılacak, diğer 3 saatte ise uygulama çalışmalarına ağırlık verilecektir.
Danışmanlar: Ahmet Aksoy, Nilüfer Aksoy
(EFT-Tepeleme kitabımız katılımcılarımıza hediye edilecektir.)

Yeni Yıl promosyonu nedeniyle sadece yarısını (300TL yerine sadece 150TL) ödeyin!
Atölyeler en fazla 6 kişilik gruplar halinde yapılacaktır.
Yerinizi hemen ayırtın!
Telefonlar: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Adres: Gamet Gelişim Akademisi: Rasim Paşa Mah Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Apt Giriş kat – Kadıköy – İstanbul (Deniz Otelin arka sokağı)
Ayrıntılı bilgi: http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/eft-tepeleme-atolye-programi/

DİKKAT! BU KAMPANYA SONA ERMİŞTİR!

  tarafından 14:05 itibariyle gönderildi.
Ara 262012
 
690 views

Aşk Acısı ile Nasıl Başa Çıkılır?

ayrilik

Yaşamayan bilmez!
Aşk, insanın aklını başından alır.
Aşk acısı ise, hem insanın aklını başından alır, hem de elini kolunu bağlayıp, çaresiz bırakır.

Öncelikle şu kavram karışıklığını ortadan kaldıralım: aşk ile sevgi tamamen farklı şeylerdir.
Çünkü sevgi emek ister. Mantıkla güçlenir. Sevgi, sizin seçiminizdir.
Oysa aşk kendiliğinden gelir. Çoğu kez geliyorum bile demeden.
Aşk bir hipnozdur. Mantığın bittiği yerde başlar ve tamamiyle beynimizin sağ lobu tarafından yönetilir. Sadece duygulara dayanır. Zaman kavramını ve mantıksal değerlendirmeleri ortadan kaldırır.

Ve böyle derin bir hipnozdan birdenbire, bir şok yaşayarak çıktığınızda, her şey birbirine girer. Neyin gerçek, neyin hayal olduğunu ayırt etmekte; yaşamın suratınıza vurduğu tokatı sindirmekte zorlanırsınız.

Aşk acısının en ağır olanı ise, haksız gerekçelerle -üstelik suçlanarak- terkedilmektir.

Bir danışanımız bunu yaşadı.

Bizi aradığında iki gündür uyuyamıyor, yemek yiyemiyor ve sürekli ağlıyormuş. İşe gidememiş.
Erkek arkadaşı onu -kendisini aldattığını iddia ederek- terketmiş. Ama o, böyle bir şey yapmamış…

Önce uzun uzun konuştuk.
Ortaya şu tür ayrıntılar çıktı:
1- Yürek daralması, nefes daralması var. Dünyayla irtibatı kesilmiş gibi hissediyor. Yaşam enerjisini yitirmiş. Başı ağrıyor ve içi yanıyor.
2- Asıl sorunu terkedilmek değil
3- Haksız yere suçlanmak ağır geliyor
4- Kendini affettirmeye çalışmak ağır geliyor.
5- Haksız yere terkedilmeyi kabullenemiyor.

Önce kabullenememe sorununu ele aldık:
“Arkadaşımla ayrılmayı kabullenemesem de kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Konuşmalar sırasında rahatladığı için şiddet 8’e düşmüş durumda.
Uzun uygulama yaptık.
Birinci tur: Şiddet 7’ye düştü. Göğsü daha rahat. Hafif baş ağrısı var. İç yanması sürüyor.
İkinci tur: Şiddet 6-7 arası. Göğüsteki yanma hafifledi. Nefes iyi. İç yanması devam ediyor. Baş ağrısı yer değiştirdi.
Üçüncü tur: Kendini daha iyi hissediyor. Yanma geçti. Baş ağrısı sürüyor. Şiddet: 4.
Dördüncü tur: Sadece baş ağrısı kaldı. Şiddet sıfırlandı.

Tekrar konuştuk.
Arkadaşını kaybetmemek için “saçmalıklar” yaptığını ve kendini küçük düşürdüğünü düşünüyor. Kendini suçlama ön plana çıktı.
Kurgu cümlemizi yeniden düzenledik.
“Arkadaşımı kaybetmemek için yaptığım saçmalıklar yüzünden kendimi küçük düşürmüş olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Hakim duygular: Değersizlik hissi ve baş ağrısı. Şiddet: 8.
Birinci tur: Duygular hafifledi. Baş ağrısı yer değiştiriyor. Şiddet: 5.
İkinci tur: Duygular hafifliyor. Baş ağrısı yer değiştiriyor ve azalıp, çoğalıyor. Şiddet: Sıfr.

Kurgumuzu yeniledik:
“Değerli olduğumu bildiğim halde yaptığım saçmalıklara kızıyor olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Başlangıç: Yanma hissi, baş ağrısı, nefeste daralma, kızgınlık. Şiddet: 6
Birinci tur: Kızgınlık geçti. Onun yerine acı hissi başladı. Şiddet: 6
İkinci tur: Sadece baş ağrısı var. Şiddet: 3
Üçüncü tur: Acı duygusu geçti. Hafif bir sıkıntı var. Şiddet: 3
Dördüncü tur: Sıkıntı da geçti. Şiddet: 0

Danışanımızı rahatlamış olarak uğurladık.

İki gün sonra kendini tekrar kötü hissetmiş. Ancak bize ulaşamamış ama, kendi başına atlatabilmiş.

İlk görüşmeden dört gün sonra yine bir çalışma yaptık.
Artık ayrılık veya terkedilmişlikle ilgili duygusal sorunlar yaşamıyordu. Asıl sorunu, düştüğü durum nedeniyle kendini suçlamaya dönüşmüştü.

Danışanımızın günlük yaşamını sürdürmesini ve çalışmasını engelleyen sorunları tamamen ortadan kalktı.
Artık randevularını bile iş yoğunluğu nedeniyle erteleyebiliyor. 🙂

Ahmet Aksoy

Not: Başa çıkmakta zorlandığınız duygusal sorunlarınız için bize başvurun (0216 450 5784). Yaşam acı çekmeye değmiyor. Yaşamak güzel!

 

Ara 252012
 
409 views

(Aşağıdaki yazı, Gamet Gelişim Bülteninin 5. sayısı‘nda yayınlanmıştır.)

tom cruise oblivion 140712

Disleksi ve Tepeleme

Tarih boyunca adından söz ettirmiş pek çok dislektik 
var: Leonardo Da Vinci, Albert Einstein, Pablo Picasso,
Agatha Christie, Steven Spielberg ve Tom Cruise
bunlardan bazıları

Disleksi en kaba tanımıyla “okuma güçlüğü” olarak tarif edilebilir.

“Disleksi; Okuma Bozukluğu olarak Öğrenme Bozuklukları içinde tanımlanır…
Disleksi;en sık görülen tip olduğu için öğrenme bozukluğunun tanımlanmasında
dünyada genel olarak kullanılan bir terim haline gelmiştir. Ülkemizde öğrenme
bozukluğu yerine Disleksi teriminin kullanılmasının ayrı bir önemi vardır. Çünkü
hem eğitimciler hem de anne babalar tarafından “Öğrenme Bozukluğu” ifadesi
sıklıkla “Zeka Geriliği” olarak anlaşılmaktadır. Bu nedenle pek çok karışıklık ve
yanlış anlaşılmalar yaşanmaktadır. “(Alıntı: http://www.disleksidernegi.org/)

Disleksi, eskiden bir “hastalık” olarak tanımlanırken, şimdi sadece bir “farklılık” olduğu belirtiliyor.

Ülkemizde ne yazık ki eğitimciler tarafından bile yeterince tanınmadığı için, dislektik öğrenciler tembel, uyumsuz veya geri zekalı olarak sistemden dışlanmaktadır. Oysa dislektik kişilerin beyinleri, “normal” beyinlere göre daha farklı çalışmaktadır. “Normal” bir insan beyni algılama ve düşünme eylemleri sırasında ağırlıklı olarak “sözel” kavramlardan yararlanırken, dislektik kişiler
“görsel” kavramlardan yararlanmaktadır. Bu nedenle normal kişilerin düşünme hızları dakikada 200 kelime civarındadır. Oysa dislektik kişiler, düşünürken sözcükleri kullan-a-madıkları için, imgesel olarak olağanüstü düşünme hızlarına sahiptirler. Bu büyük farklılık normal kişilerle dislektik kişiler arasındaki iletişimi zorlaştırmaktadır.

Çözüm, toplumun, ailenin ve özellikle eğitimcilerin disleksiyi tanımasını, anlamasını ve kabullenmesini sağlamaktan geçer.

Normal bir insanın, baktığı sıradan bir kitap sayfasındaki durağan görüntüyü, dislektik birinin sürekli kıpırdanan, yer ve şekil değiştiren bir kargaşa olarak algıladığını kavraması mümkün değildir. Klasik eğitim sistemimiz, ortalama insan özelliklerine göre tasarlanmıştır ve herkesin buna uymasını bekler. Bu yüzden -genellikle- sisteme uyum gösteremeyen “sıradışı” bireyler, zorluklarla karşılaşır. Bu dışlama, dislektik öğrencileri aynı zamanda duygusal sorunlarla boğuşmak zorunda bırakır ve giderek geri zekalı, uyumsuz, asi kişiler olarak damgalanmalarına neden olur.

Tepeleme, dislektik kişiler için etkili ve yararlı bir araçtır.

Tepeleme yöntemi disleksiyi ortadan kaldırmaz. Ancak, disleksinin yarattığı olumsuzluk ve duygusal rahatsızlıklar nedeniyle gelişen huzursuzluk, endişe, korku ve stresin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Farklı algılama sorunu nedeniyle oluşan duygusal baskının ortadan kalkması, okuma performansının artmasını da sağlar.

Özellikle dislektik çocuklarda “sözcüklerden korkma” davranışı gelişebiliyor. Bunda çevresel koşulların çok büyük etkisi var. Akranlarının kolaylıkla okuduğu yazıları okuyamamanın yarattığı baskı, anlayışsızlık ve küçümseyici tepkiler yüzünden ya içlerine kapanıyor, ya da saldırgan bir savunma yöntemine başvuruyorlar. Her iki durumda da çocuk “asosyal” olarak damgalanıyor.
Tepeleme, dislektik kişilerin yapısal farklılıklarını ve çevreden gelen olumsuz yaklaşımların yıpratıcı etkisini kabullenmelerini ve sahip oldukları avantajları ön plana çıkarabilmelerine katkıda bulunur.

İster yetişkin, ister çocuk olsun; dislektik bireylerin öncelikle kendilerinin “farklı” olduklarını kabullenmeleri önemlidir. Bu yüzleşme, Tepeleme yöntemiyle kolayca başarılabilir ve içselleştirilebilir.

Şu tür kurgu cümleleri yararlı olacaktır:

“Kitaptaki sözcükler oradan oraya zıplıyor olsa ve ben her birinin etrafında çizgiler görüyor olsam da kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

“Yazılı sözcüklere bakmaktan korkuyor olsam da, …”

“Sayfalara bakmaktan korkuyor olsam da…”

Herkesin kendi artı ve eksilerinin farkında olduğu; çevresine de bu gözlerle bakabildiği bir dünya için…

Ahmet Aksoy

Not: Disleksi sorunu olan kişiler için Türkçe olarak hem “disleksik”, hem de “dislektik” sözcüğünü kullananlar var. Yaptığımız Google sorgulamasında “disleksik” için yaklaşık 49 bin, “dislektik” içinse yaklaşık 35 bin sonuç elde ettik.

Türk Dil Kurumu sözlüklerinde disleksi, disleksik ve dislektik sözcüklerinin hiçbiri yer almıyor.

Kişisel tercih, alışkanlık ve söyleme kolaylığı açısından biz “dislektik” demeyi tercih ediyoruz

Ara 172012
 
232 views

gametbulten-05

Bu Özel sayımızda, öğrenme engelli olmanın her zaman bir olumsuzluk şeklinde algılanmaması gerektiğini vurgulamaya çalıştık.

Disleksi bu açıdan özel bir yere sahip. Klasik öğrenme sistemi, dislektik kişilerin kendilerini yeterince ifade etmesine olanak tanımıyor. Oysa doğru bir yaklaşımla bu durumdaki insanların içindeki asıl cevheri ortaya çıkarmak mümkün.

Einstein okumayı söktüğünde 7 yaşındaydı. Ama bu, onun insanlık tarihine damga vurmasını engelleyemedi.

Ne yazık ki disleksi veya benzeri bir farklılığı taşıyan insanların hepsi bu kadar şanslı değil!

Kapak resmini tıklayarak dergiye ulaşabilirsiniz.

PDF formatındaki tüm bültenlerimize Bültenler bölümümüzden ulaşabilirsiniz.

Gamet Gelişim

 

Ara 092012
 
283 views

Daha ana karnındayken başlayan olumsuz duygusal ve fiziksel etkilenmeler tüm yaşamımız boyunca bizi yönlendirmeye devam ediyor. Nedensiz korku ve davranışlarımızın pek çoğunun altında, bu baskılanmış etkiler var.

EFT – Tepeleme aracılığıyla bu tür -nedeni açıkça bilinmeyen- korku ve inançlarımızla yüzleşmemiz ve onların olumsuz etkilerinden kurtulmamız mümkün.

Ancak bu tür iç temizlikleri kendi başımıza yapmamız pek kolay olmuyor. Tıpkı ormanın içindeyken sadece ağaçları görebildiğimiz gibi, kendi sorunlarımızı tarafsız bir bakış açısıyla yakalayıp bizzat değerlendirmemiz pek olanaklı değil. Bu nedenle de “iç temizlik” çalışmalarının EFT – Tepeleme profesyonellerinin denetiminde gerçekleştirilmesi gerekir.

İçsel Temizlik çalışmalarının asıl kritik tarafı korku, kısıtlayıcı inanç gibi  sınırlamaların doğru biçimde tespit edilmesidir.

Bu amaçla yeni bir çalışma başlattık: “İç temizlik Oturumları

Bu oturumlar, sistematik bireysel çalışmalardan oluşuyor.

İlk aşamada özel anketlerle bilinçli olarak farkında olduğumuz sorunlarımızı belirliyor ve bu inançların bilinçaltımız tarafından da paylaşılıp paylaşılmadığını saptamak üzere Bilinçaltı Sorgulamalar uyguluyoruz.

Bilinçli zihnimizin önem verdiği inançlar her zaman gerçeği yansıtmak zorunda değildir.  Bilinçli zihnimizin süzgeçlerine göre önemli gibi görünen bir konu, aslında bilinçaltımız tarafından paylaşılmıyorsa; bizler, farkında bile olmadan “kişisel sabotajlar” üretmeye başlayabiliyoruz. Böyle bir durumda gerçek sorunlarımızın farkına varmamız pek olası değil.

Bilinçaltı Sorgulama, bu açıdan bize önemli ipuçları sağlıyor.

Önümüzdeki günlerde “Zenginlikle İlgili Kısıtlayıcı İnançlar” başlıklı kısaltılmış bir anket yayınlayacağız. Bu anketi kendinize uygulayarak kişisel durumunuzu saptayabilir ve yardıma ihtiyacınız olup olmadığını belirleyebilirsiniz.

İçsel Temizlik, farkında olmamız gereken çok önemli bir konudur. Bu konuyla ilgili yazılarımızı sürdüreceğiz. Kendinizi daha iyi tanımanız ve gerektiğinde önlem alabilmeniz açısından sitemizi ve yazılarımızı izlemenizi öneriyoruz.

İçsel Temizlik uygulayarak bilinçli zihninizi ve bilinçaltınızı senkronize ettiğinizde sınırlarınızın alabildiğine genişlediğini farkedebilir, yaşamın tadını daha fazla çıkarabilirsiniz.

Bizi izlemeye devam edin!

Ahmet Aksoy

 

Ara 092012
 
237 views

Topyekun Arınma açısından gereksiz ve zararlı alışkanlıklarınız da birer çöptür. Onlardan kurtulmalısınız.

Evren düzene ve dengeye ihtiyaç duyar.

Örneğin 60 m3 lük hacmi olan sıradan bir odanın içinde yaklaşık 2.7×10(25) (yani 10 üzeri 25, yani yan yana 25  sıfır) adet gaz molekülü bulunuyor. Ama rastgele molekül hareketleri öyle bir denge oluşturuyor ki, odanın her tarafındaki hava basıncı pratik olarak birbirinin aynı. Aynı anda tüm moleküllerin tek bir noktaya toplanması ve odanın diğer taraflarının mutlak bir vakum haline gelmesi olasılığı da var ama, gerçek hayatta böyle örneklere  rastlamıyoruz.

Çünkü tüm nesneler minimum enerji seviyelerine ulaşmaya çalışıyor.

Sıvılar, yerçekiminin etkisiyle daha aşağılara akıp, potansiyel enerjilerinden kurtulmaya çalışıyor. Nehirler dağların doruklarına değil, denize doğru koşuyorlar.

Çukur bir tabağın içine bıraktığınız pinpon topu, hemen, erişebildiği en alçak noktaya yöneliyor. Ama onun önüne bir engel koyarsanız, dengeye kavuşmasını da engellemiş olursunuz. Aynı şey, sıvılar için de geçerlidir. Onları engelleyebilirsiniz. Ama o sıvıların daha düşük enerji seviyelerine ulaşma (arzularını) engellemeniz mümkün olmaz!

Su, yolunu bulur! Onun önündeki engelleri, çöpleri temizlerseniz; bu süreç çok daha çabuk tamamlanır.

Düşünce ve duygularınız da su gibi akıcıdır. Onların dengeye kavuşabilmesi için, beyninizdeki çöpleri yani saplantıları, olumsuz inanışları, kısıtlayıcı inançları ve güvensizlikleri, işe yaramayacak düşünceleri ortadan kaldırmanız gerekir. Engeller kalkınca, düşünce ve duygularınız da gideceği yeri kolayca bulacaktır!

EFT – Tepeleme, bu tür duygusal ve zihinsel arınmalar açısından çok etkili bir yöntemdir. Bu yöntemde sorunlarınızla yüzleşir, onların dolaylı ve gereksiz olumsuz etkileşimlerinden kurtulursunuz. EFT, hem fiziksel, hem duygusal, hem de zihinsel sorunlarınızla baş edebilmeniz için pratik ve etkili araçlar sunar.

Ahmet Aksoy

Ara 042012
 
239 views

19 Kasım tarihinde yaptığımız Başlangıç Düzeyi Tepeleme Atölyesi sırasında gerçekleştirdiğimiz EFT – Tepeleme uygulamasının video görüntülerini youtube sitesinde Kazayı Gördüm başlığıyla yayınladık.

Atölye ile ilgili yazımıza şu linkten ulaşabilirsiniz:
http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/2012/11/19/baslangic-duzeyi-tepeleme-atolyesi/

Videoya erişmek için  fotoğrafı veya aşağıdaki video linkini tıklayabilirsiniz.

kazayi gordum eft tepeleme
yükleyen: ahmetax54
Ölümlü bir kazaya şahit olduğu için uyku düzeni ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenen arkadaşımızla yaptığımız EFT – Tepeleme uygulamasının video görüntüleri

Düşük Çözünürlük Video linki: http://youtu.be/Ldg7pz_3zhs

Yüksek Çözünürlük Video linki: http://youtu.be/PNvuEjUwvDU

Orijinal video dosyasının boyutu internet ölçülerine göre oldukça büyük olduğu için youtube.com üzerinden daha kolay erişilebilmesi için görüntü kalitesinden epeyce feragat etmek zorunda kaldık ve tekrarlamaları kaldırdık. Burada asıl önemli olan, konuya ilişkin fikir verebilmektir. Kısacası, yirmi dakikalık bir uygulama, ağır bir duygusal travmayla başa çıkabilmek için yeterli olabiliyor.

Ahmet Aksoy